Aladağlar Emler Faaliyet Raporu
- Tarih
- 12.10.2025
- Bölge
- Niğde, Aladağlar
- Rota
- Emler Klasik
- Ekip
- Çiçek Kılıç, Derya Muti, Alinda Uslu, Emre Sabur
- Teknik malzeme
- Kask, baton, sırt çantası, kafa lambası, çadır, uyku tulumu, mat, ocak
- Hava durumu
- Yer yer parçalı bulutlu, sisli ve karlı
- Raporu yazan
- Çiçek Kılıç
Faaliyet öncesi
Faaliyetten yaklaşık 1 hafta önce Karakayalar Tırmanış Bahçesi’nde Hüddosk’tan Hasan ve Enes’in fikriyle Aladağlar’a gidip “Büyükdemirkazık Zirve” faaliyeti yapma kararı aldık. Fakat faaliyet planı dallanıp budaklanınca Derya ile ben ayrılıp daha az meşakatli bir zirve yapma kararı aldık. Daha sonra Alinda ve Emre S. de Emler planına katılma kararı aldı. Böylece ekip oluştu. Faaliyete kadar olan sürede internetteki tüm “Emler Zirve” faaliyet videolarını izledik ve tüm raporları okudk.. Wikiloc’tan birkaç tane rota kaydettik ve artık yola koyulmaya hazırdık. Faaliyetten 1 gün önce hava durumunda beklenmedik bir şekilde kar gördük, fakat çok kar yağmayacağını varsaydığımız için kar pantolonumu ve kar eldivenlerimi evde bıraktım… Neyse ki Hüddosk’tan Cem son gün bana teknik ceketini ödünç verdi. 11 Ekim’de saat 10.00’da Aladağlar’a doğru toplam 3 ekip yola koyulduk. Bizim haricimizde; Arda Ünlü ve M. Hüseyin Yıldırım “Gypsy Girl” rotasını tırmanacak, Yaman Arman, Enes F. Demir, Emre Ünel, Hasan G. Arı da Büyükdemirkazık Klasik (BDK) rotasını çıkacaklardı. Saat 18.18’de Karayalak Kamp Alanı’na vardık ve çadırlarımızı kurduk. Saat 19.50’de tüm ekipler teker teker ertesi günkü faaliyet planlamalarını paylaştı.
Ardından Emler Ekibi olarak sabah 5.00’te yola çıkmak üzere çadırlarımıza girdik.
Rapor
Saat 4.00’te uyandık. 5.10’da yürüyüşe başladık. Derya ile ben sırasıyla lider oluyorduk. Patika hafif belirsizleştiği anda hemen Wikiloc’a bakıp yoldan sapmayı imkansız hale getirdik. Dağda yanımızda bir eğitmen olmadan çıktığımız ilk yürüyüş olduğu için oldukça heyecanlı ve mutluyduk.
Saat 5.30’da ilk çeşmedeydik. Zaman kaybetmeden kapıya doğru yürüdük ve saat 6.10’da kapı girişindeydik. Alinda biraz midesinin bulandığını belirtti. Burada 5-10 dakika mola verdik. Kapı, zor olmayan ama oldukça dik bir etaptı. Etabın yarısında durup arkada kalan ekibi bekledik. Ardından devam ettik ve 6.33’te kapıdan çıktık.
Gün aydınlanmıştı. Ve kendimizi bulutların üzerinde, çok güzel bir manzarayla karşı karşıya bulduk. Saat ilerledikçe hava daha da soğuyor, bulutlar sürekli bizi takip ediyordu. Saat 6.57’de dağ geçidine vardık. Saat 7.56’da ara noktaya gelip, burada 20 dakikalık bir mola verdik. Hava çok soğumaya başladı. Yürürken çıkardığımız tüm kıyafetlerimizi geri giydik. Alinda burada midesinin bulandığını ve kendini iyi hissetmediğini söyledi. Geri dönebiliriz desek de zirveye ulaşmak istediğini söyledi. Heyecanla sıcak sıvımızı almaya yeltendik. Ancak hava durumunun bu kadar sert olacağını hiç düşünmediğimiz için dandik bir termos getirmiştik. Bu yüzden sıcak suyumuz artık sıcak su değildi… Daha sonra çok kötü bir karar verip hafif ılık suyumuzun içine mocha tozu döktük… Gerçekten kötü bir deneyimdi. Neyse ki jelibonumuz vardı ve o an bizi mutlu etti.
Saat 8.17’de kar başladı. Sarı montumla dışarıdan bakınca gerçekten lahanaya benziyordum. İlk defa bu kadar soğukta, yağışta ve katmanlı giyinerek yürüyüş yaptık. Bizim için her şey çok yeniydi. Derya ile ben ellerimiz donduğu için Wikiloc’tan yola bakarken çok zorlandık ve sırayla baktık. Saat 8.43’te Wikiloc’tan gelen “Seems like you have taken a shortcut!” bildirimiyle kendimize geldik, nedense bu bildirim bizi çok mutlu etti, aramızda şakaya dönüştü ve yolun devamı için motive olduk. Çünkü okuduğumuz raporlarda ve daha önce bu rotayı yürüyen arkadaşlarımızdan aldığımız bilgilerde yolun bir türlü bitmediği ve çok uzun olduğu hep vurgulanmıştı. Bu bizi biraz geren bir durumdu. İlk eğitmensiz yürüyüşümüz olduğu için kafamızda “yolu kısaltmak için rotadan biraz çıkabiliriz” kilidi henüz açılmamıştı. Bunu yapabildiğimizi fark edince sevindik.
Saat 9.00’da 2. Ara nokta’ya geldik. Burada, Alinda kendini kötü hissettiği için ona ilaç vermek ve bir şeyler atıştırmak adına 10 dakikalık bir mola verdik. Manzara çok güzeldi. Saat 9.24’te 2. çeşmeyi gördük. 2. çeşmeden sonra hava iyice soğudu ve patika biraz daha dikleşti. Sisten ve tipiden hiçbir şey gözükmüyordu. Patika dik ve hava soğuk olduğu için düzlüğe gelene kadar Derya ile ben arkadaki ekibi beklemeden çıktık. Daha sonra hafif bir düzlük bulup beklemeye başladık. Arkadaki ekip nihayet geldikten sonra yola devam ettik. Ama sürekli beklemek, soğuktan dolayı bizi çok yormaya başlamıştı. Saçlarımız ve kirpiklerimiz dondu, ellerimiz gerçekten acıyordu.
Saat 10.20 gibi Wikiloc’a baktığımızda Çelikbuyduran’a hala daha çok yolumuz vardı ve normal şartlarda planımız saat 11.00’de zirvede olmaktı. Bu durum biraz moralimizi bozdu. Ve Derya’ya varyant yapıp yolu kısaltmanın mantıklı olabileceğini söyledim. Derya da onaylayınca kestirmeden gidip saat 10.39’da Çelikbuyduran’ı geçtik. Bu yolu ekibin bizi takip ettiğinden emin olarak ama arayı açarak yürüdük. Daha sonra arayı daha fazla açmamak adına, büyük bir açıklığın ve dik bir etabın ortasında, arkada kalan ekibi beklemeye başladık. Zirveye yaklaştıkça haliyle artan soğuk, rüzgar ve kar beklememizi zorlaştırıyordu. Çirkin ılık mochadan içtik ve jelibon yedik. Beklerken en son Derya ile sarılarak birbirimizi ısıtmaya çalıştık… Yaklaşık 10-15 dakika arkadaki ekibin bize ulaşmasını bekledik ama hala gelmemişlerdi. Endişelenip ayağa kalkıp bağırdım ve gördüm ki bize ulaşmadan ve haber vermeden mola vermişlerdi. Alinda “siz gidin, biz arkadan geleceğiz” dedi. Biz devam ediyoruz diye bağırdım ve Derya ile yola koyulduk. Burada iki ayrı ekibe ayrıldık. Çünkü ayrılmasaydık öndeki ekip olarak hareketsizlikten donacaktık.
Saat 11.11’de son ara noktaya nihayet vardık. Zirveye çok az kalmıştı. Zirveye kadar ara vermeden yürümek bize büyük bir lüks gibi geldi. Zirveye yaklaştıkça kar kalınlığı artmış, yer yer bot yüksekliğini aşmıştı. Zirveye 15 dakika kala dik bir etap geçtik ve sonunda bayrağı gördüm. Bayrağı görünce yaşadığım mutluluk çok değerliydi. Saat 11.38’de Derya ve ben zirvedeydik.
Sisten hiçbir şey gözükmüyordu. Emler’e kadar çıkıp o muhteşem Aladağlar manzarasını görememek biraz üzdü.
Çok rüzgarlı ve soğuk olduğu için vakit kaybetmeden, saat 11.45’te hızlıca inişe geçtik. İnerken arkadaki ekiple karşılaştık, zirveye çıkıp çıkmama konusunda kararsızlardı. Ekip hem zirveye çıkmak istiyor, hem de bizimle beraber inmek istiyordu. Fakat bu mümkün değildi çünkü öyle bir durumda 3.700 metre irtifada 30 dakika beklemek zorunda kalacaktık. Alinda’ya çıkmamasını ve beraber inmemiz gerektiğini söyledik, fakat çıkmak istediğini söyledi. Biz de o zaman çıkabileceğini ama bizim daha fazla bekleyemeyeceğimizi söyledik. 15 dakika bu konuda tartıştıktan sonra Alinda çıkmaya karar verdi ve biz de inişe devam ettik. İniş çok rahattı. Çıkarken nedense hiç göremediğimiz babalar bir anda belirdi. 1-1.5 saat hiç Wikiloc’a bakmadık. Bu bizim için bir ödül gibiydi. Fakat bir noktada kardan dolayı patika belirsizleşti, babalar kayboldu ve GPS yanlış göstermeye başladı. Dağ geçidinin girişini biraz kaçırıp çok fazla aşağıya inmişiz ve kendimizi malzemesiz asla inilemeyecek kulvarımsı bir etapta bulduk. Buradan asla inemeyiz diye konuşup yukarıya geri çıktık ve bir şekilde dağ geçidini bulduk. Neyse ki rotadan aslında çok da çıkmamışız. Saat 14.32’de kapıya girip 14.42’de çıktık. Kapıdan sonra patikası çok belirgin, babalarla dolu dümdüz bir yolda 1 saat boyunca yürüdük ve saat 15.30’da nihayet kamptaydık.
Arkamızdaki ekip de ayak izlerimizi takip ederek bizden yaklaşık 40 dakika sonra kampa sağ salim vardı. Kampa geldiğimizde BDK ekibinin tipiden dolayı inişte zorlandığı haberini aldık, ve önlem olarak JAK ve AFAD’ın gelmesiyle beklemeye başladık. BDK ekibinin iyi olduğundan emin olduktan sonra Arda, Emre S. ve Alinda kamptan ayrıldılar. BDK ekibini karşılamak adına Derya, Hüseyin ve ben bir gece daha kampta kalmaya karar verdik. O geceyi dağ evinde geçirmeye karar verdik ve BDK ekibi gelene kadar çadırları ve çöplerimizi toplayıp arabalara yerleştirdik. Saat 22.10 sularında nihayet BDK ekibi de sağ salim vardı ve jandarma eşliğinde dağ evine gittik.
Görüşler
Faaliyetten önce, ekip olarak en küçük detayın bile detaylı bir şekilde konuşulması ve planlanması gerektiğini, zirve faaliyetine küçük bir ekiple gidiliyorsa ekipteki herkesin bilgi, tecrübe ve ciddiyetinin birbirine yakın olması gerektiğini öğrendim.
Ayrıca birkaç farklı ekip aynı anda, aynı bölgede faaliyet yapacaksa, tüm ekipler birbirinin faaliyet planlamasına ve rotasına herhangi bir acil durum için hakim olmalı. Bu faaliyet kesinlikle farkındalığımı çok arttırdı. Bunun yanında zirveye iyi bir termos, hatta belki ocak ve tüp götürmenin önemini ve hava durumunun öngörülemez olabileceğini, her zaman her şeye hazırlıklı olunması gerekliliğini de yaşayarak öğrendik…
Lider olarak yürüyüp hangi yoldan gideceğimizi bulmak çok keyifliydi. Hele bir de sürekli sizi motive edip güldüren ekip arkadaşlarınız varsa çok şanslısınız. Ekip arkadaşlarıma ve tüm HÜDDOSK ailesine, dağda öğrendiğim her şey ve hissettiğim güven için teşekkür ederim.