Faaliyet raporları

Büyük Demirkazık Kuzeybatı Sırtı Rotası Faaliyet Raporu

Tarih
01.11.2025
Bölge
Niğde, Aladağlar
Rota
Kuzeybatı Sırtı 1938 Rotası
Ekip
Arda Ünlü, Mehmet Yağar
Teknik malzeme
3 numaraya kadar tek set yaylı takoz, bir set nut, 60 metre yarım ipler, uzun perlonlar, traxion, ATC, karabinalar, 10 ekspres, kemerler, kasklar, kilitli ve kilitsiz karabinalar
Hava durumu
Açık, genelde 2-3 derece
Raporu yazan
Arda Ünlü

Faaliyet öncesi

Geçtiğimiz Aladağlarda pek çok faaliyet yapmış olsam da dipsiz tarafı o kadar da gittiğim bir yer olamamıştı. Ufak bir boşluğumda dipsize yürümek için yola çıkmıştım ancak yolda karşılaştığım, obasını kurmakta olan Zübeyir abinin daveti ile bir şeyler yiyip birlikte obayı kurmuş, sonrasında ise Dipsiz Göl’e şöyle bir bakıp hemen geri dönmüş ve yol boyu dikkatimi hiç ayırmadığım asıl şeye doğru yürümeye başlamıştım ; Demirkazık Kuzey Duvarı.

Duvarın etrafında biraz dolaştıktan sonra Apışkar belinden geri inmeden önce üzerinde bulunduğum sırta da bir göz gezdirdim. Daha önce rebherde hakkında okuduğum bu sırtın ne kadar uzun bir macera vadettiğini düşünmeden edememiştim. Estetik yapısı, duvarın hemen dibinde oluşu, rotaya ulaşımın kolaylığı, dikliği gibi sebepler inerken buraya geri döneceğim günü düşünmeme sebep oldu.

Ekimin son haftasında, kulübün ikinci temel kampçılık faaliyetine kim gideceği tartışılırken Engin yardımıma yetişti ve ekibi bu hafta yürütebileceğini söyledi. O gün Memoya (ANÜMAT) mesaj attım ; ‘‘Bu haftasonu hayatın değişecek’’

Planlar yapıldı, raporlar okundu, rotayı çıkmış kişilerden bilgi alındı, mevsim ve şu anki kar durumu hakkında yakın zamanda Obayeri mevkiide bulunmuş kişilerden bilgi alındı. Rotanın genel olarak kuru olduğu, iki haftadır yağış olmadığı ve sıcaklıkların sıfırın üzerinde olduğu, kar olsa bile tırmanış içeren dik bölgelerin kar tutmayacağı kanaatine varılarak yola çıkıldı.

Rapor

1 Kasım 2025 :

15.56’da araç ile Arpalığa vardık. Çantaları hazırlayıp 16.22’de yürüyüşe başladık. Geç bir satte geldiğimizi biliyorduk bu yüzden hiç dinlenmeden yürüdük. Çantaları düzgün ayarlayamamış olacağız ki Tekepınarına varamadan benim çanta çok ağır geldi. Mehmet ile çantaları değiştirdik. Yolun kalanını gıkı çıkmadan yürüdü. 18.33’de, tamamen karanlıkta Obayerinden biraz yüksekteki kamp yerine ulaştık. Duvarın hemen dibinde yatmayı planlamıştık ancak karanlık sebebiyle vazgeçtik.

Yemek, zirve çantası hazırlığı vs. derken işlerimizi bitirip 21.00’da yattık.

2 Kasım 2025 :

5.20’de uyandık. Hızlıca benim tulumu memonun çantaya tepip kemer giydik ve 6.15’de yürüyüşe başladık. Kuzey duvarının önündeki morenlerden geçerken hava aydınlanmaya başladı.

7.15’de rota altındaydık. Yavaş yavaş yükselmeye başladık.

Rotanın alttan görünümü, oldukça kuru gözüküyor
Rotanın alttan görünümü, oldukça kuru gözüküyor

Bir süre ipsiz ilerledik. Bazı kar öbeklerine denk geliyorduk ancak etraflarından dolaşarak veya slablardan tırmanarak bunları aşabiliyorduk. Rota hızlıca dikleşmeye başladı.

Sağ tarafı derin bir kulvar olan ve solunda da on metre kadar dik bir slab olan etaba geldik. Dik yükseliş zordu, birkaç kere denedim ve indim. Sağ taraftaki kulvar yazın muhtemelen kolay bir çarşaktı ancak şu anda karla dolu olduğu için bizim için çok daha zor olacaktı. Ayaklarımızda iyi durumda olmayan bot/yaklaşım tarzı ayakkabılar vardı.

Soldaki boşluklu yan geçişi deneyeceğimi söyledim. Altı karla dolu olan incecik bir setten ufak tutamaklarla yan geçtim (III+).

Yan geçişin sonundaki kolay etapta Mehmet
Yan geçişin sonundaki kolay etapta Mehmet

Sonrasında biraz daha ipsiz devam ettik. Kar miktarı ve diklik gittikçe artıyordu ancak baş edilemeyecek durumda değildi. İlk ipin açılacağı bacanın girişini görebiliyordum. Yanımda benden tecrübesiz birisi olduğu için her adımımı son derece dikkatli bir şekilde atıyordum, sürekli fotoğrafları ve raporları kontrol ediyordum.

9.00’da ilk ipin olduğu setin altına vardık. Set tamamen karla kaplıydı ve kazma kramponsuz geçmemiz imkansızdı. Bu yüzden setin etrafından dolaşarak ilk ipin ortasında bir yere tırmandım. Memo serbest gelmek istemediğini söyleyince bir istasyon kurdum ve ona bendeki yarım ipi attım. Hızlıca yanıma geldi ve 9.40’da ikinci ipe, yani orijinal rotanın ilk ipine girdim.

Büyük setten sonra devam eden, sağa kıvrılan belirgin çatlak-baca hattını takip ettim. Sonlara doğru solumda bariz bir göbek belirdi ve çatlak hattı biterek ufak bir sete vardı. Buranın devamında hafif sola kıvrılan çatlağı görünce durdum ve sağlam bir istasyon aldım. İkinci yarım ipi daha açmamıştık ve ayağımda hala botlar vardı.

Mehmet ikinci ipi tırmanıyor
Mehmet ikinci ipi tırmanıyor

9.40’da ikinci ipi de açıp friction giyip üçüncü ipe girdim. Hat hafif sola geçiyor, burada bir sikke klipleyip yeniden hafif sağa geçtim. Kolay bacanın altında perlonla birleştirilmiş üç tane malzeme gördüm. Tamamen kara gömüldükleri için tam olarak ne olduklarını çıkaramadım, masterpointteki karabinayı klipleyip devam ettim. Bacadan sonra bir adet beak ve ince bir sikke bulunan sete vardım. Kilidin burası olduğunu fark ettim. soldaki cepten sağdaki de mikro bir monodan tutup bir hamlede kilidi geçtim (V+).

Sonraki etapta sağlı gitmem gerektiğini biliyordum. Önüme neredeyse hepsi dışarıda bir sikke çıktı, gülüp sağına bir cam attım ve sadece onu klipleyip sağa devam etmeye çalıştım. Ancak sağ tarafta istasyon alabilecek bir yer bulamadım. Memo on metren kaldı dedi. Eğer sağdan gidersem kolay ancak karla dolu bir kulvara varacaktım. Normalde orada bir yerde istasyon alınıp kalan kısmın ipsiz gidildiğini akıl ettim ancak bizim için durum öyle olmayacaktı.

Soldaki büyük, hafif çürük bir kanada vardım ve asimetrik bir çatlakta zar zor da olsa taş gibi bir askı istasyon kurdum. Mehmetin kilitte düşebileceğini hesaba katıyordum.

Kurduğum 3. istasyon
Kurduğum 3. istasyon

Mehmet de hızlıca yanıma geldi ama ip boylarının bitmemiş olduğunu öğrenince morali bozuldu. Hemen frictionları çıkardı

ve canının çok yandığını, aşırı üşüdüğünü ve titrediğini söyledi.

Bu etap görece kolaydı ancak eğim azaldıkça kar arttı. Artık öğlen olması sebebiyle kar taş gibi değildi ancak yine de üzerinde hareket etmemiz çok zordu. Yükseldikçe kaya çürükleşti. İstasyon alacak hiçbir şey bulamadım ve bu arada zaman kaybettim. Yukarıda sevimsiz bir baba gördüm ve memoya istasyonu toplaması için bağırdım. İpim bittiği için babaya olan 20 metre kadarlık mesafeyi running belay gittik. Karlı sette babadan emniyet aldım ve bir mikro friend ile backup yaptım. Mehmet dikkatlice yanıma geldi.

Running belay etaplar
Running belay etaplar

Çok zaman kaybetmiştik. Bu yüzden ipi toplayıp bir süre free devam etttik. Rehberde soldan, kuzey duvarı görülerek gidilirse daha kolay olacağı yazan yerlerden ilerledik.

Bu noktada artık yere paralel olan en ufak set bile altı buzlu sert karla kaplıydı. Kayalar gittikçe daha da çürükleşiyordu. Sadece slablardaki küçük ayaklar ve crimpler karla kaplı veya oynak değildi. Bir saat kadar neredeyse hiç rest imkanı olmadan, oldukça boşluklu etaplarda III derece civarında tırmandık. Asla bir sette ayakta duramıyor oluşumuz boşluk hissi ile birleştikçe mental olarak zorlanmaya başladık.

İpsiz devam ettiğimiz, kuzeybatı kulesine varan son etaplar
İpsiz devam ettiğimiz, kuzeybatı kulesine varan son etaplar

Bu noktada biraz daha sağlı gidip, çok bilinçli olmadan önümüzdeki belirgin siyah bacanın altındaki derin bir kulvara vardık. Kulvarın içi tamamen karla doluydu. Mehmet bir şekilde kara basarak buraları geçse de hala frictionlu olan ben baca yaparken zorlanmaya başladım. Bir noktada kollarım iyice şişti ve ayaklarım kaymaya başladı. Hayatımda kurduğum en hızlı istasyonu kurdum ve göbek bağına girip oturdum. Hemen memoya uzun bir perlon attım ve o da oturdu. Biraz dinlenip hamleyi yaptık.

Siyah bacanın hemen altında bir sete vardık. Diz boyu kara batıyorduk. Memo önden siyah bacayı denedi ama emniyetsiz geçmekten çekindi ve istasyon aldı. Ben de yanına gelip aid geçebilir miyiz diye baktım ancak memonun istasyona kullandığı bir cam olmadan imkansızdı. Diğer malzeme de kötü olduğu ve için sökmedim zira askıdaydık. Bir sikke çakmayı denedim ancak kayalar patladı. İstasyona bir nut ekledim ve daha kolay gözüken sağa yan geçişi denemeye karar verdim.

14.30’da bendeki bir ipi açarak sağa geçtim ve yukarı tırmandım (IV). Kulenin tepesine ulaşan sırta kolay etaplardan ulaştım ve 15.16’da ilk defa güneşi gördüm. Büyük bir oh çektim. Burada daha az kar vardı.

Bir babadan istasyon aldım ve ipin boşunu alırken sanki gereğinden fazla ip geldiğini fark ettim. ‘‘Memo, ipe girmedin mi oğlum?’’ ufak bir sessizlik. ‘‘Abi…’’

Cümlenin devamı gelmedi ama ne yaşandığını anladım. Aşağıdaki gergin dakikalar, ilk defa bu kadar boşluklu bir rotada tırmanan Mehmet’in inanılmaz dikkatsiz bir hareket yapmasına sebep olmuştu. Telefonla konuştuk ve durumu planladık. Yanına inemiyordum, aşırı yan geçmiştim. İpi görene kadar emniyetsiz geleceğini ve görür görmez ipe gireceğini söyledi.

Ben de çektiğim fazladan ipi değerlendirmek için yukarıdaki kuleye doğru emniyetsiz, kolay yerlerden sırtı takiben devam ettim ve pandül riskini azaltmak için ilk istasyonu ara emniyete çevirdim.

İlk kurduğum istasyona yaklaşırken Mehmet
İlk kurduğum istasyona yaklaşırken Mehmet

Yukarıda daha sağlam bir baba buldum ve artık hiçbir malzemem kalmamış olduğu için ipin kendisinden bulin yaparak istasyon aldım. Mehmet ipe girdiği haberini verince onu emniyete aldım.

Kurduğum bulin istasyon, arkada gözüken kuzeybatı kulesi
Kurduğum bulin istasyon, arkada gözüken kuzeybatı kulesi

Mehmet de yanıma geldi. Hemen emniyetini belime aldım ve o lider devam etti. İniş perlonlarını görünce beni micro traxion’a takıp beni de yanına aldı. İpi toplamamak bize zaman kazandırdı.

İniş sistemini kurup hızlıca kulvara indim. Kulenin hafif soluna denk gelecek şekilde, ipi de keskin kayalardan uzakta tutmaya çalışarak indim. Bir noktada ipin değdiği kayalar yerlerinden fırladı ve kısa mesafeden göğüsüme futbol topu büyüklüğünde bir taş düşüp nefesimi kesti. Çaktırmadan 16.20’de yere indim ve ip boş diye bağırdım.

İp takılmasın diye dua ederek ipi çektik, biraz takılır gibi yaptı ama bir şekilde geldi.

Mehmet peck kulvarına doğru iniyor
Mehmet peck kulvarına doğru iniyor

Bahsedilen siyah göbeğin solundan gitmek üzere göbeği aradık ama bulamadık. Sonra kolay gözüken bir yerden batı zirvesine doğru yükselirken karla kaplanmış siyah göbeğin ucunu gördük.

Burada da kardan dolayı sert bi yan geçiş yaptık, memonun sabır çektiğini duyabiliyordum.

Büyük bir sete vardık ve ilk defa oturduk. Gerçekten de neredeyse yere paralel ve karsız bir şeye oturmayalı saatler saatler olmuştu. İnanılmaz keyiflendik. Petek marketten aldığımız cevizli sucukları gömüp önümüzdeki çürük zirve külahına yöneldik.

Tırmanış yine moral bozdu. Tuttuğumuz her şey patlıyordu. Ufak crimpler tutarak yine yarım saat kadar hiç duramadan yükseldik. Bit artık diye geçiriyordum içimden. Yat artık, biraz yat.

Ve yattı. Batı zirvesine ulaştık. 17.20’de frictionlarımı çıkarıyorum, 9.40’dan beri, tam 7 saattir ayağımda olan o gariban frictionları. Ayağa kalkınca anlıyorum ki asıl gariban olan aşil tendonlarım. Bileğim bükülmüyor. Bir şekilde kılçıktan geçip 17.40’da zirveye varıyoruz.

Ekip zirvede, tam anlamıyla bir pirus zaferi
Ekip zirvede, tam anlamıyla bir pirus zaferi

‘‘Abi hadi inelim’’ diyorum hiç beklemeden. Mehmet yeni geldiğini söylese de karanlığa kalacağımız için ısrar ediyorum ‘‘İniş sikkelerini bulamayacağız’’ diyorum. Mehmet ‘‘Oğlum ben mağaracıyım. Her şeyi bulurum’’ diyince kahkahayı basıp devam ediyorum.

18.00’da inişe başlıyoruz. Hava neredeyse zifiri karanlık. Bolt olan ilk istasyonu geçip biraz daha inip aşağıdaki sikkelerden ip karışmasın diye saddlebag yöntemiyle iniyorum.

Külahta ip inişi, Arda
Külahta ip inişi, Arda

Aşağıda düzgün istasyon bulamıyorum ve bulduğum tekli bir lost arrow sikkenin olabildiğince yakınına, 1,5 metre kadar uzağına bir u profil sikke çakıp 6mm yardımcı iple birleştiriyorum. Elimdeki tek malzeme uçtan uca birleştirmeye ancak yettiği için biraz çirkin oluyor.

Altta eski sikke, üstte benim çaktığım ve birleştirdiğim sikke
Altta eski sikke, üstte benim çaktığım ve birleştirdiğim sikke

Bir ip daha inip 19.13’de sete ulaşıyoruz. Burada ipleri toplayıp bir şeyler yiyip yürüyüşe geçiyoruz.

20.13’de doğu geçidine vardık. Tahmin ettiğim senaryo yaşanıyor. Doğu çarşak tamamen kar-buzla örtülü. Gece olmasıyla birlikte iyice sertleşen kar, daralan bir kulvarı doldurmuş durumda. Ayağımın ucuyla dokunuyorum ama iz açmak imkansız duruyor.

Bele kadar geri çıkıp daha önce böyle bir senaryoda buradan inmiş, İTÜDAK’dan Çağatay’a (Gödek) mesaj attım. Direkt beni arayıp kaygılarımı doğruladı. Çarşağın çok uzun olduğunu, alternatif bir iniş olmadığını ve hiç sabit sikke bulunmadığını söyledi.

Sonraki gün çadır yerinden doğu geçidi ve doğu çarşaktaki kar
Sonraki gün çadır yerinden doğu geçidi ve doğu çarşaktaki kar

Memoya dönüp ‘‘Dağı tavaf edeceğiz abi’’ dedim. Ulvi abiyi arayıp durumu anlattık, müsaitse bizi sokulludan alabileceğini ama yanımızda bir tulum iki de bivak olduğunu, hayati tehlikemizin olmadığını, her türlü geceyi geçirebilceğimizi anlattık. O da sağolsun, ne olursa olsun gelir alırım sizi, bizde yatarsınız dedi.

20.44’de Kızıl Çarşağa yöneldik. 21.13’de 2. Narpuz’a ulaştık. İlerideki düzlüklerde üç tane çadır gördük. Yanlarına indiğimizde hepsinin taş olduğunu fark ettik. Artık yorgunluktan mıdır bilinmez, memoyla aynı anda halis atmaya başlamışız.

1.Narpuzda koşarken
1.Narpuzda koşarken

23.00’da Sokulluya indik ve Ulvi abi bizi pickupla alıp evine götürdü.

3 Kasım 2025

Sabah Ulvi abinin annesi bize kahvaltı hazırladı. Ulvi abi bizi tekrardan Arpalığa götürdü. 11.50’de yürüyüşe başladık. 13.30’da kampa vardık ve biraz dinlenip kampı topladık. 15.13’de bu sefer anahtarıyla birlikte tekrardan arabamıza ulaştık.

Görüşler

Lafı hiç dolaştırmaya gerek yok, bu faaliyet şimdiye kadar yaptığım en zor ve tehlikeli şeylerden biriydi. Faaliyetin hiçbir anında fiziksel olarak tükenmiş hissetmedim ancak bu kadar uzun süre boyunca kazadan hep bir adım uzakta olmak ve ne olursa olsun tırmanışa odaklanmaya çalışmak inanılmaz bir mental yüktü. Sürekli lider tırmanıyor ve rota buluyor olmanın talep ettiği konsantrasyon seviyesine, tüm korkuma rağmen ulaşabilmek, karşımıza çıkan tüm problemleri öyle ya da böyle çözebilmiş ve geç saate rağmen doğru kararı verip kızıl çarşaktan inmiş olmak beni fazlasıyla tatmin etti.

‘’Artık buradayız ve yapacak bir şey yok, inmenin en güvenli yolu zirveye çıkmak.’’ düşüncesini iyice aklıma kazıdım.

Ancak en büyük soruna gelecek olursak… biz bu tarihte ve bu kondisyonlarda neden buradaydık?

Raporun başında belirttiğim gibi rotaya girmeden önce pek çok kişiden bilgi aldık. Aynı tarihlerde rotaya girenlerin raporlarını okuduk. Hava durumunu haftalarca takip ettim. Zirvede bile artılarda gözüken derecelere ek olarak kuzey duvarının altından çekilmiş güncel, karsız fotoğraflar da görünce bir gidelim de kendimiz görelim moduna girdim. Kendimiz de kuru bir sırt görünce rotaya girdik, ancak hesap etmediğimiz ancak düşünebileceğimiz faktörler vardı :

-Birkaç hafta önce yoğun kar yağışı olduğunu biliyorduk

-Kuzeye bakan rotanın asla radyasyonla ısınamayacağını ve yağan karın eriyemeyeceğini düşünebilirdik

-Alttan çekilen fotoğrafların setlerdeki karı saklayacağını düşünebilirdik

Bunlara rağmen, bu kondisyonlarda rotaya girmiş olmamız bütünen ‘yanlış bir karar’ olarak değerlendirilemez, zira yaptığımız şey havanın biraz daha sıcak olduğu bir kış tırmanışından farksızdı. Sadece doğru muhakeme yapabilmiş olsaydık mental ve ekipman bakımındanhazırlıklı olurduk. Kazma krampon ve bir iki t profil yaşadığımız pek çok sorunu sorun olmaktan çıkarabilirdi.

Her şeyiyle çok faydalı bir faaliyet oldu. Bu tecrübeyi yaşamamıza ön ayak olan kulübüm HÜDDOSK ve partnerim Mehmet Yağar’a teşekkür ediyorum.

Obayerinde, doğu duvarına nazır
Obayerinde, doğu duvarına nazır