Geyiksivrisi Doğu Sırtı Faaliyet Raporu
- Tarih
- 09.02.2025
- Bölge
- Antalya
- Rota
- Geyiksivrisi Doğu Sırtı
- Ekip
- Arda Ünlü, Mert Taluy, Burak Han Kurt, Elçin Enver
- Teknik malzeme
- Kask, Kemer, Göbek bağı, Emniyet aleti, Prusik, 60 metre tek ip, bir set yaylı takoz, sikkeler, çekiç, yardımcı ipler, kilitli ve kilitsiz karabinalar. İniş ekipmanları dışında teknik malzeme kullanılmadı.
- Hava durumu
- Güneşli
- Raporu yazan
- Arda Ünlü
Faaliyet öncesi
Yarıyıl tatilinin gelmesi ile aylardır uzak kaldığımız dağlara ve tırmanışa geri dönmek için Geyikbayırına kaçmış, uzun süre kayadan ayrı kalacağımızı bildiğimiz için zamanımızı sürekli tırmanış ile geçirmekteydik. Ben (Arda) bir süreliğine bayırdan gitmek zorunda kalmıştım ve dönüşüm için Sivridağ’da geleneksel hayalleri kurarken Mert’in ani Geyiksivrisi Klasik teklifi ile hızlıca ekip kuruldu ve planlar yapıldı. İnternetten ve kitaplardan ip inişi etapları hakkında yeterli bilgiye ulaşamadığımızdan Antalya’ya dönmeden önce oradan buradan 3-5 sikke bularak Rido’ya döndüm.
Rapor
8 Şubat’taki ufak Sivridağ maceramızın ardından ekipçe kampta buluştuk ve çantalarımızı hazırlayıp faaliyetin lojistiğini konuştuk. Mert’in yanımıza mum almamız gerektiği konusundaki ısrarları ile ekipçe dalga geçtikten sonra erkenden uyuduk.
5.00’da uyanarak bir şeyler atıştırdık ve yola çıktık. Çağlarca’yı geçtikten sonra dağa doğru uzanan stabilize yoldan Çağlarca Mezarlığı’na ulaştık. Mezarlıktan biraz ileride ormana doğru patika başlıyor.
6.40’da rota dibine ulaştık, kafa lambaları ile babaları takip ederek 7.05’de kayaya ulaştık. Burada kısa bir III- derece etap bulunmakta. Rotaya başlar başlamaz hala karanlıkken hafif boşluklu yükselmek faaliyetin kalanı hakkında iyi bir izlenim kazandırıyor.
7.40’da güneş yavaş yavaş doğarken ormandan çıkıp bizi sırta bağlayacak olan yan geçişe vardık. Burada kısa bir su molası verip inceldik. Ardından Kuzey duvarının dibinden ilerideki bariz sete kadar devam ettik. Burada aşağı sapmamak önemli, sürekli olarak duvara yapışıp babaları gözlemek sizi kolayca sete ulaştırıyor.
8.40’da seti tırmanıp sırt hattına ulaşmıştık. Şimdiye kadarki performansımızdan oldukça memnun olmuş, hatta rotanın kolaylığı konusunda rehavete bile kapılacaktık ki sırtı tırmanırken sert ve boşluklu birkaç tırmanış etabı hiçbir dağın şakaya gelmeyeceğini bize nazikçe hatırlattı. Akabinde görece kolay tırmanış etaplarını hızlıca serbest geçerek rotanın kilidine ulaştık.
Araştırmalarımız üzerine biliyorduk ki rotanın iki kilidi bulunmaktaydı. Bunun ilki sabit iniş perlonları bağlı olan ağaçta, diğeri ise ucunda halka olan tek bir sabbit sikkede bitiyordu. 9.20’de ilk kilide vardık. İlk kilitte tepedeki ağaca kadar 7-8 metrelik, arkası uçurum olan IV derece bir tırmanış mevcut. Yukarıdaki ağaçtan mavi bir dinamik ip sarkmakta ve üzerinde birer metre aralıkla alpin kelebekler var. İpin kondisyonu iyi durduğu için ipi kullanmayı tercih ettik ve ‘Abi sonraki kilitte zaten ip açacağız’ diyerek kemerlerimizi giydik. İki perlonu kemerimize takıp birer kilitli karabina ile çakma bir Via Ferrata takımı kurduktan sonra alpin kelebekleri kullanarak emniyetten hiç çıkmadan istasyona kadar free şekilde tırmandık.
Sabit hat geçildikten sonra kararlı bir şekilde sürekli olarak II derece etaplardan yükseldik. Babaları kaçırmamak önemli. Setin biraz daha güney tarafına saparak ormanlık bir alana girdik. Buradan sonra çürük kayalar artıyor, her basılan yerin dikkat edilmesinde fayda var. Giderken de gelirken de yolu az daha kaçırdığımız garip ve boşluklu bir yan geçiş etabını geçiyoruz.
Yan geçişten sonra yine dik tırmanış imkanı veren birkaç III derece etabı da geçtikten sonra eğim dramatik bir şekilde azalıyor ve bize zirveyi müjdeliyor. Bu arada akıllara gelen ‘Oğlum ikinci kilit nerede’ sorusuna, ‘Kanka koca dağda bi tane sikkeyi nereden bulacağız boşver’ cevabı bize çok mantıklı gelmiş olacak ki zirveye hiç durmadan devam ediyoruz.
Ekip son tırmanış etaplarında
Eğimin azalması ile çürüklük de artıyor. Zirve hattına girdikten sonra yolu bulması pek zor değil. Ağaçlardan da kurtulduktan sonra hedef apaçık gözüküyor.
10.20’de tüm ekip (ilk önce Burak olmak üzere!) zirveye vardık. Sadece 3 saat 40 dakika süren tırmanışımızın ve güzel manzaranın hatrına Elçin’in ‘Abi bi saat oturalım burada’ ricasını kırmıyor gerçekten de bir saat boyunca zirvede vakit geçiriyoruz.
Ekip zirvede (Önde Elçin, soldan sağa Burak, Mert Arda)
Mert ve Arda HÜDDOSK flaması ile
8 Şubat’taki ufak Sivridağ maceramızın ardından ekipçe kampta buluştuk ve çantalarımızı hazırlayıp faaliyetin lojistiğini konuştuk. Mert’in yanımıza mum almamız gerektiği konusundaki ısrarları ile ekipçe dalga geçtikten sonra erkenden uyuduk.
5.00’da uyanarak bir şeyler atıştırdık ve yola çıktık. Çağlarca’yı geçtikten sonra dağa doğru uzanan stabilize yoldan Çağlarca Mezarlığı’na ulaştık. Mezarlıktan biraz ileride ormana doğru patika başlıyor.
6.40’da rota dibine ulaştık, kafa lambaları ile babaları takip ederek 7.05’de kayaya ulaştık. Burada kısa bir III- derece etap bulunmakta. Rotaya başlar başlamaz hala karanlıkken hafif boşluklu yükselmek faaliyetin kalanı hakkında iyi bir izlenim kazandırıyor.
7.40’da güneş yavaş yavaş doğarken ormandan çıkıp bizi sırta bağlayacak olan yan geçişe vardık. Burada kısa bir su molası verip inceldik. Ardından Kuzey duvarının dibinden ilerideki bariz sete kadar devam ettik. Burada aşağı sapmamak önemli, sürekli olarak duvara yapışıp babaları gözlemek sizi kolayca sete ulaştırıyor.
8.40’da seti tırmanıp sırt hattına ulaşmıştık. Şimdiye kadarki performansımızdan oldukça memnun olmuş, hatta rotanın kolaylığı konusunda rehavete bile kapılacaktık ki sırtı tırmanırken sert ve boşluklu birkaç tırmanış etabı hiçbir dağın şakaya gelmeyeceğini bize nazikçe hatırlattı. Akabinde görece kolay tırmanış etaplarını hızlıca serbest geçerek rotanın kilidine ulaştık.
Araştırmalarımız üzerine biliyorduk ki rotanın iki kilidi bulunmaktaydı. Bunun ilki sabit iniş perlonları bağlı olan ağaçta, diğeri ise ucunda halka olan tek bir sabbit sikkede bitiyordu. 9.20’de ilk kilide vardık. İlk kilitte tepedeki ağaca kadar 7-8 metrelik, arkası uçurum olan IV derece bir tırmanış mevcut. Yukarıdaki ağaçtan mavi bir dinamik ip sarkmakta ve üzerinde birer metre aralıkla alpin kelebekler var. İpin kondisyonu iyi durduğu için ipi kullanmayı tercih ettik ve ‘Abi sonraki kilitte zaten ip açacağız’ diyerek kemerlerimizi giydik. İki perlonu kemerimize takıp birer kilitli karabina ile çakma bir Via Ferrata takımı kurduktan sonra alpin kelebekleri kullanarak emniyetten hiç çıkmadan istasyona kadar free şekilde tırmandık.
Sabit hat geçildikten sonra kararlı bir şekilde sürekli olarak II derece etaplardan yükseldik. Babaları kaçırmamak önemli. Setin biraz daha güney tarafına saparak ormanlık bir alana girdik. Buradan sonra çürük kayalar artıyor, her basılan yerin dikkat edilmesinde fayda var. Giderken de gelirken de yolu az daha kaçırdığımız garip ve boşluklu bir yan geçiş etabını geçiyoruz.
Yan geçişten sonra yine dik tırmanış imkanı veren birkaç III derece etabı da geçtikten sonra eğim dramatik bir şekilde azalıyor ve bize zirveyi müjdeliyor. Bu arada akıllara gelen ‘Oğlum ikinci kilit nerede’ sorusuna, ‘Kanka koca dağda bi tane sikkeyi nereden bulacağız boşver’ cevabı bize çok mantıklı gelmiş olacak ki zirveye hiç durmadan devam ediyoruz.
Ekip son tırmanış etaplarında
Eğimin azalması ile çürüklük de artıyor. Zirve hattına girdikten sonra yolu bulması pek zor değil. Ağaçlardan da kurtulduktan sonra hedef apaçık gözüküyor.
10.20’de tüm ekip (ilk önce Burak olmak üzere!) zirveye vardık. Sadece 3 saat 40 dakika süren tırmanışımızın ve güzel manzaranın hatrına Elçin’in ‘Abi bi saat oturalım burada’ ricasını kırmıyor gerçekten de bir saat boyunca zirvede vakit geçiriyoruz.
Ekip zirvede (Önde Elçin, soldan sağa Burak, Mert Arda)
Mert ve Arda HÜDDOSK flaması ile
11.20 de inişe başlıyoruz. Uzun süre spor tırmanmanın verdiği mental ve fiziksel kabiliyet ile hızlıca gerçekleştirdiğimiz tırmanışın en acı kısmının inişi olduğunu fark ediyoruz. Olabildiğince güvenli ve dizlerimize zarar vermeden inebilmek için yavaş yavaş gidiyoruz.
Via Ferrate yaptığımız pasajdan ben yine aynı teknikle iniyorum. Benim inerken perlona düşmemek için verdiğim çabayı gören ekip iple iniş yapıyor.
13.17’de uzun yan geçiş etabına vardıktan sonra 14.45’de rota dibine ulaştık. Hemen Akdamlar’a 11.20 de inişe başlıyoruz. Uzun süre spor tırmanmanın verdiği mental ve fiziksel kabiliyet ile hızlıca gerçekleştirdiğimiz tırmanışın en acı kısmının inişi olduğunu fark ediyoruz. Olabildiğince güvenli ve dizlerimize zarar vermeden inebilmek için yavaş yavaş gidiyoruz.
Via Ferrate yaptığımız pasajdan ben yine aynı teknikle iniyorum. Benim inerken perlona düşmemek için verdiğim çabayı gören ekip iple iniş yapıyor.
13.17’de uzun yan geçiş etabına vardıktan sonra 14.45’de rota dibine ulaştık. Hemen Akdamlar’a inip karnımızı doyurduk.
Görüşler
Rota oldukça keyifliydi. Hem yürüyüş, hem tırmanış hem de ip teknikleri açısından zengin bir faaliyet oldu. Biz yanımızda bol bol teknik malzeme götürdük, lazım olmasa bile sırf eğlencesine ip açacaktık ancak öyle bir etapla karşılaşmadık. Ancak ip açmaya gerek yok diye rota kolay anlamında gelmiyor. Kesinlikle hem dağda hem de ip üzerinde kabiliyet gerektiriyor.
Rota dibinden zirveye kadar babalar mevcut. Hiçbir zaman uzun süre baba görmediğiniz olmuyor, doğru takip edilirse kaybolma tehlikesi yaşamazsınız.
Faaliyetteki katkılarından dolayı ekip arkadaşlarına teşekkür ederim.