Faaliyet raporları

Karavshin, Ak Su Ekspedisyonu

Tarih
20.07.2026
Bölge
Kırgızistan, Karavshin, Ak Su Vadisi
Ekip
Arda Ünlü, Cem Puhaloğlu, Emin Kadıoğlu
Teknik malzeme
drive linkini inceleyiniz
Hava durumu
Genelde sabahları güneşli, akşama doğru yağışlı, ilk günler sağanaklı sona doğru açık
Raporu yazan
Arda Ünlü, Emin Kadıoğlu

Faaliyet öncesi

Emin ile 2025’te yaptığımız Kazbek faaliyetinden sonra daha Stepansminda’da otobüs beklerken seneye nereye gitsek diye düşünüyorduk. Onun da daha önce bulunduğu Kırgızistan’daki Lenin Peak ilk aklımıza yatan fikir olmuş olsa da, yüksek irtifadansa kaya tırmanışı yapabileceğimiz bir yere gitmek ikimize de çok daha çekici gelmeye başladı.

Emin Pekin’de yüksek lisans yaptığı için orada bir şeyler yapmayı düşündük. Çin mi Japonya mı olsun derken; Dawn Wall filmi ile adını duyup, Tyler Karow’un videosu ile tanıştığım Karavshin bölgesine bir ekspedisyon düzenleme fikri ön plana çıkmaya başladı. Ben tırmanışa başladığım günlerden beri her zaman dev bir granit duvarda çatlak rotaları tırmanmayı hedeflemiştim. Nedense şimdiye dek yaptığım her dağcılık, tırmanış aktivitesinin nihai amacı bu olmuştu. Kırgızistan’da, dünyadaki diğer örneklerine nazaran bu kadar kolay ulaşabildiğimiz bir yerde de dev granit duvarlar olması bence bizim için büyük bir şanstı.

1. Lojistik ve Ulaşım

1.1. Vize ve Uçuşlar

Kırgızistan Türklerden 90 güne kadar vize istemiyor. Uçuşunuzu erken alırsanız oldukça ucuza gelebiliyor. Biz Bişkek’e uçup, oradan yerel bir firma olan Asman Airlines ile kolayca Batken uçuşuna aktarma yaptık; tabii havalimanından çıkıp girmemiz gerekti, o esnada sim kartları alıp döviz bozdurduk. Asman Airlines’dan sadece kendi sitesinden bilet alınabiliyor. Bagajda her ekstra kilo için 100 som ödeniyor.

Batken’e zaten günde bir uçuş var, o da sabah. Biz Batken’e indik, o gün Baykut Otel’e yerleştik, alışverişimizi yaptık ve sonraki sabah araba ile yola çıktık. Otelde tanıştığımız, orada ofisleri olan Türkler sağ olsun bize oldukça yardımcı oldular.

Geri dönüş için biletleri de önceden alırsanız iyi olur. Hem pahalılaşıyor hem de Batken biletleri bir hafta önceden tükenebiliyor.

1.2. Yerel Ulaşım, İzinler ve Ana Kamp Hizmeti

Lojistik hakkında bilgi almak için Emin’in tanıdığı biri bize Yunus (Zhunusbek Karazakov) adında bir adamın numarasını verdi. Kendisi Türkçe bildiği için iletişim kurmak nispeten kolay oldu gibi oldu. Karavshin’e ulaşım, katır, izin belgesi ve ana kamp için tek hizmet veren şirket “CentralAsia.Tours”. Yunus da bu şirketin başındaki kişiymiş. Bize sözde Türk indirimi yapıp sorularımızı yanıtladı.

Karavshin, Batken’den yaklaşık 3 saatlik engebeli dağ yolu ve 6 saatlik yürüyüş mesafesinde. Sağlam bir arazi aracı şart. Buraya gelen insanlar uzun süre (en az 2 hafta) kaldıkları için büyük yükler taşıyorlar ve bunları atlara yüklüyorlar. Yürüyüş yolunda hataya yer olmayan tehlikeli yamaçlar mevcut.

Yunus yaklaşık 4 yıl önce bölgeye bir ana kamp kurmuş. Tuvalet, çadırlar, Starlink üzerinden internet ve güneş panelleriyle elektrik var. Ayrıca yemek de sağlıyorlar. Oraya tam paket gelen birinden öğrendiğimiz kadarı ile eğer CentralAsia.Tours ile giderseniz fiyat kişi başı 1500 $ imiş. Oş’tan ulaşım, katırlar, yemekler, konaklama, izin vb. her şey dâhil.

Gitmeden önce iki üç boş beşlik bidon edinmeniz önemli. Her malzememizi çuvallayıp sıkıca bağladık. Ağırlıkları eşit dağıtarak atlara hazırladık. Her at 60 kg yük taşıyabiliyor ancak genelde ikişer çanta yükledikleri için 60 kg’yi bulamayabiliyor. Eşek isterseniz o da yarı fiyatı (45 euro) ve yarı yük taşıyor.

1.3. Sigorta, Arama-Kurtarma ve Resmî Kayıt

Emin arama kurtarma ve sağlık sigortaları için birtakım araştırmalar yaptı.

Kırgızistan’da arama kurtarma çalışmaları Acil Durumlar Bakanlığı’ndan akreditasyonu olan özel bir şirkete [1] bağlı Mountain Rescue Service [2] tarafından yürütülüyor. Bu şirket eğer bir arama kurtarma sigortanız yoksa sizin için helikopter göndermiyor. Bu yüzden gitmeden önce şartlara uygun bir arama kurtarma sigortası alıp bunu Mountain Rescue Service’e bildirmeniz gerekiyor. Bunun için web sitelerinde bulunan formu başlangıç tarihinden önce doldurup mail olarak iletmeniz gerekmekte. Ayrıca web sitelerinde daha önceden problem yaşadıkları sigorta şirketleri için kara listeleri mevcut. Arama kurtarma sigortası için Amerika merkezli Global Rescue şirketinin 2 haftalık planını tercih ettik. Bu şirket ayrıca Mountain Rescue Service’in bağlı olduğu şirkete bağlı olan Kırgız Alpin Kulübü [3] tarafından tavsiye edilmiş. Sağlık sigortası için de ek paket olarak “IMG Insurance” paketi aldık. Bu paket yapacağımız aktivite sırasında oluşabilecek kazaları kapsıyor. Sigorta yaptırırken poliçelerin içeriklerine dikkat etmek gerekiyor.

Ek olarak resmî MES (Acil Durumlar Bakanlığı) sitesinde [4] “Registration of tourist groups” adında resmî bir online form var. Yasal düzenlemeye göre, turist grupları seyahate başlamadan 10 iş günü önce MES’e (Acil Durumlar Bakanlığı) bilgi vermek zorunda. Bu form çok detaylı ve spesifik bilgiler istiyor. Yunus’un söylediğine göre bu formu yalnızca bazı Ruslar dolduruyormuş. Ruslar dışında dolduran olmuyormuş. Fakat bilmenizde fayda var. Bizim bu formu doldurabileceğimiz elimizde veri yoktu, doldurmadık.

Biz bir hata olarak uydu telefonu edinmeye çok odaklanmadık. Fakat aslında şart. Rotada bizden başka bir ekip yokken kaza geçirmemiz durumunda hayat kurtarıcı olurdu. Sonradan öğrendiğimize göre Kırgızistan’da günlük 5 dolara uydu telefonu kiralamak mümkünmüş.

1.4. Batken’de Alışveriş

Başlangıçtan önceki son durağımız Batken olduğu için alışverişi burada yapmak zorundaydık fakat Batken çeşitli ve kapsamlı bir alışveriş için uygun bir yer değil; bir nevi alışverişi Çamardı’da yapmış gibi olduk.

Eğer aradığınız spesifik ürünler veya outdoor ürünleri varsa bunları kesinlikle Batken’de bulamayacaksınız. Bütan-propan tüpleri Yunus bize getirdi. Batken’de birkaç büyük süpermarket var. Buralarda bulamadığımıza şaşırdığımız şeyler oldu. Hazır çorba, bal, ton balığı, kurutulmuş et veya sebze bulamadık. Konserve etler oldukça iyiydi. Burada marketlerde son tüketim tarihlerini kontrol etmiyorlar. Ambalajın bir yerlerinde “üretim tarihi”, başka bir yerinde ise üretim tarihinden itibaren ne kadar süre saklanabileceği yazıyor. Google Lens olmasa alışveriş mümkün olmazdı. Süpermarketlerde taze meyve sebze bulunmuyor, hepsi çürümüştü. Marketten kuru gıda, temizlik aletleri ve atıştırmalık ağırlıklı şeyleri bulduk. Batken Pazarı’ndan kalan ihtiyaçlarımızı giderdik. Patates, soğan, havuç, kuru yemiş, tava tencere, büyük LPG tüp, tente olarak kullanabileceğimiz bir naylon kumaş, çuval vs. aldık.

Masa sandalye için yine Yunus’la konuştuk ve bize kiralayabileceklerini söylediler. Emin olun orada haftalarca 3 öğün yemeği bi taşın üzerinde iki büklüm yemek istemezsiniz. Ana kampta tahmin ettiğinizden çok daha fazla zaman geçiriyorsunuz ve oradaki konforunuz tırmanış performansını ve motivasyonunuzu doğrudan etkiliyor. Bu yüzden alışverişi yaparken tek kıstasınız ucuzluk, basitlik ve hafiflik olmasın.

1.5. Yaklaşım: Batken’den Ak-Su’ya

Araba bizi Batken’den alıp uzun bir yolculuğa çıkardı. Saatler sonra taşlı dik yollardan bir vadinin girişine vardık. O bölgeye kadar bir zamanlar savaş varmış. Sonra atlar yüklendi ve biz de 90 yumurtayı aramızda bölüp çantalara alarak yürüyüşe başladık.

Ak-Su vadisine yaklaşım hiç keyifli değil. Toz toprak içinde ve korkunç bir buzul nehrine bata çıka 21 kilometre yürüyorsunuz. Pek çok noktada atların geçebileceği yollar olmadığından dallarla ve inşaat çubuklarıyla uçurum kenarlarına setler yapılmış. 10 kadar köprüden geçiliyor ve yoldan uzaklaştıkça köprüler daha da tehlikeli inşa edilmiş hâle geliyor. Atçılar sizin rehberiniz değil, sadece malzemelerinizi taşıyan huysuz adamlar. Onlar sizi ana kampa götürmüyor ve arkada kalırsanız sizi beklemiyorlar. Yorulduklarında atlara binip koştur koştur uzaklaşıyorlar. Maps.me indirmenizde fayda var.

Yolun çoğunda manzara çorak ve dağlar ufak. Akşama doğru Ak-Su’ya varılıyor ve ana kampa yerleşiyorsunuz.

1.6. Ana Kamp ve Kamp Yaşamı

Ana kampta akan bir su var. Odessa ve Kyrchitka arasındaki bir dereden boru çekilmiş. 11.15’e kadar ana kampa güneş gelmiyor. Starlink güneş paneline bir inverter ile direkt bağlanmıştı. O yüzden yalnızca yeterince güneş varsa internet erişimimiz oluyordu. Biz bir uyuma çadırı, bir malzeme çadırı ve bir mutfak için tarp götürdük. Büyük bir kayanın yanına batonlarımız ve taşlarla tarp’ı kurduk ve inanılmaz faydalı oldu. Hem güneş hem yağmura karşı sabit bir oturma alanımızın olması konforu artırdı.

Sudan zehirlenip ishal olanların sayısı az değildi. Biz neredeyse hiç hasta olmadık ama ana kamp yemekleri mi, su mu, yoksa her daim ortalıktaki at bokları mı insanları hasta etti bilmiyoruz.

Ortalıkta bol bol kuru odun vardı, o yüzden biz de belirli bir alanda kaya dibinde genelde ateş yakarak yemeklerimizi yaptık. Tüpümüzün o rüzgârdaki verimsizliğiyle bize üç hafta yetmesi imkânsızdı ve abartıp çevreye zarar vermeden ufak bir ocak inşa edip (ve hatta sonrasında fırın) burada yemeklerimizi yaptık.

Nehre bi bidon atıp, bu bidonu bağlayıp içine bozulacak, peynir tereyağ sosis gibi şeyleri koymayı planlamıştık ancak nehir oldukça kuvvetli ve uzak. Bu yüzden çukurluk, her daim gölge bir ağaç dibini “buzdolabı” belirleyip yiyeceklerimizi orada sakladık. Son güne kadar sosis ve peynirimiz bozulmadı.

Malzeme çadırımıza da fare dadandı. Ama kuru gıdalar arasında sadece yemişlerin ilgisini çektiğini fark ettiğimizde oraya buraya astık ama hepsine tırmanabildi. Biz de tarpın gerdirme ipinin ortasında prusikle bağladık ve farelerin slabda ne kadar iyi olsalar da ip cambazı olmadıklarını ortaya çıkardık.

Güneş varken hava bunaltıcıı olmamakla birlikte sıcak. Batken’deki bir günde havale geçireceğim sanmıştım. Vadide geceleri baya soğuk olabiliyor ama kıyafetleri abartmamak gerek. Ben kamptaki uzun ve kapalı günlerde genelde alt üst içlik, üstü ince mont giydim; kalın bir polar da yeterli olur. Yaklaşım ve terlik dışında ayakkabı getirmedik ve kampta nadiren ayakkabı giydik. Hafif ve küçük 0 derecelik tulumlarla gittik ve rotalarda da bunları kullandık (Evolite Cocoon).

Yağmur yağdığında sağlam yağıyor ve duvarlardan şelaleler akıyor. Hatta iki gün durmadan çarşaklarda heyelanlar olduğu bile oldu. Çadırı su yolu gibi görünen bir yere asla atmayın. O su oradan bir noktada kesin akıyor. Hatta zemini yeşil olmayan bir yere hiçbir şey kurmayın.

Tuvalet sacdan bir 3,5 duvar ve çukur. Bol peçete getirin, burnunuzu tıkayın ve aşağı bakmayın. Veya bakın ve kamptaki insanların sağlık durumu hakkında genel bir fikriniz olsun (kimse sağlıklı değildi).

Vadide Nlmat Jangirov isimli bir çoban ve ailesi var. Az ileride karşıda obası var. Onlardan temel ihtiyaçları ve süt ürünleri satın alabilirsiniz. Efsane kaymak ve yoğurt yapıyor. 1 litre çiğ süt 150 som. Eğer yeterince kalabalıksanız bi kuzu bile kestirebilirsiniz.

Taşınabilir bir güneş paneli en iyi dostunuz olacak. Büyük powerbank’lerinizi panele takıp 12-4 arasındaki güneşi kaçırmamanızı öneririm. Müzikler, kitaplar, kart oyunları önemli. Sıkılmak en büyük düşmanınız :D

Çok fazla kıyafet ve kamp duşu getirmek gibi hatalar yaptık. Hava genelde soğuk ve terlemiyorsunuz. Öğlene doğru akan su ısınıyor ve o suyu bidona koyup yıkanabiliyorsunuz. İsterseniz çamaşır da yıkarsınız. 3-4 parça kıyafet yetecekken kendimize ton yük ettik. O havalimanından bu otobüse derken tüm yükü sırtınızda taşıdığınız anlar az olmuyor.

2. Bölge ve Rotalar

2.1. Ak-Su Vadisi ve Bölgenin Tırmanış Tarihi

Ak-Su Vadisi, Kırgızistan’ın güneybatısındaki Türkistan Sıradağları’nda (Pamir-Alay dağ sistemi) yer alan ve uluslararası tırmanış camiasında “Asya Patagonyası” olarak da bilinen geniş Karavshin bölgesinin doğu kolunu oluşturur. Bölgeye ilişkin ilk kayıtlı ziyaret, 1936’da jeologlarla birlikte bölgeyi keşfeden Sovyet dağcı Vitaly Abalakov’a aittir; ancak asıl tırmanış tarihi 1980’lerde, bölgenin SSCB’nin teknik sınıf alpinizm şampiyonalarına ev sahipliği yapmasıyla başlar. SSCB’nin dağılmasının ardından 1990’larda bölge uluslararası tırmanıcılara açıldı ve granit duvarlarıyla dünya çapında ün kazandı. Vadi; çok ip boylu granit duvarları, alpin dereceden 6B’ye (Rus sistemine göre) uzanan zorluk aralığı ve serbest tırmanışa uygun sağlam kaya kalitesiyle bilinir. Tırmanış sezonu Haziran ortasından Ağustos sonuna kadar sürer.

2.2. Tırmandığımız Rotalar

3. Hazırlık ve Planlama

3.1. Planlama Süreci ve Kaynak Araştırması

2025 Kasım sonuna doğru 8 ay sürecek olan uzun bir planlama ve hazırlıklar süreci başladı.

Tabii internette böyle bir bölgeyi araştırmak epey zor oldu. Pek çok bilgi Rusça bulunabiliyor ancak Ruslar serbest tırmanışa meraklı olmadıklarından rota bilgileri de kafa karıştırıcı oluyor. Burada serbest tırmanış rotaları açanlar genelde Fransızlar, İtalyanlar ve Amerikalılar olmuş. Derya’dan bir Fransız raporunu çevirmesini rica ettik ve kendisi de bizi kırmadı. Bu süreçte internette var olan tüm raporları, tüm kaynakları, tüm videoları, her şeyi bir drive’da topladık ve hepsini defalarca tükettik. Bizimle dev bir Rusça PDF’lerle dolu drive linki paylaşan Mahmut Oflaz’a da ayrıca teşekkür ederiz.

Ortak bir Google Drive klasörü oluşturup gerekli olabilecek her şeyi burada biriktirdik. Acil durum numaraları, sigorta şirketlerinin poliçeleri, acil yardım listesi, rotalar… her şey…

3.2. Yapay Tırmanış?

Lafı geçmişken şunu da belirteyim: raporda çokça adı geçecek serbest tırmanış terimi (free climbing), Türkiye’de yanlış olarak kullandığımız ipsiz tırmanış anlamına gelmemektedir. Serbest tırmanış, yükselmek için sadece vücudunuzu kullandığınız, ipi ve ekipmanları sadece düşüşleri yakalaması için kullandığınız tırmanış çeşididir. Yani bildiğiniz dümdüz tırmanış! Yapay tırmanış ise attığınız her malzemeye oturduğunuz ve perlon merdivenler kullanarak yükseldiğiniz, Türkiye’de hor görülen ancak oldukça fazla bilgi ve hassasiyet gerektiren tehlikeli bir tırmanış biçimidir. Zira yapay tırmanışta yaklaşık her 1,5 metrede bir, yerinden sökülmeden vücut ağırlığınızı taşıyabilecek bir malzeme yerleştirmeniz “zorunludur”. Ancak kolay bir serbest tırmanışta, 5-10 metre aralarla, belki de üzerine düşseniz yerinden çıkacak kötü malzemeler yerleştirerek oldukça uzun rotalar çıkabilmeniz mümkündür. El Capitan gibi uzun duvarlarda yapılan çıkışların %99’u yapay tırmanışla icra edilmektedir. Yapay tırmanış bir hile veya kaçamak değildir. Zira dünyada geleneksel tırmanış aşırı boş ve dik yüzeylerde uygulanabilmektedir. Türkiye dağları, kaya yapısı sebebiyle VII derece civarından sonra ne yapay ne serbest olarak tırmanılamayacak kadar emniyetsiz hâle gelebilmekte; bu yüzden de granit duvarlardaki gibi serbest derecesi 8a, ancak A2 derecede yapay çıkılabilen hatlar gibi örnekleri barındıramamaktadır. Bunun doğal sonucu ise ülkemizde aid tırmanışın ötekileştirilmesidir.

3.3. Büyük Duvar Teknikleri: Hauling ve Short Fixing

Gereksiz bilgi seline doyduysanız devam edelim. Bu tarzda büyük duvarlarda hızlı hareket etmenin ise, bizim sabit olarak kullandığımız lider-artçı tırmanıştan daha verimli yöntemleri dünyada kullanılmaktadır. Özellikle birkaç gün geçireceğiniz ve kar eritemeyeceğiniz rotalarda; litrelerce su, yemek, kıyafet, uyku tulumu ve ekipman taşımanız kaçınılmaz hâle gelmektedir. Toplam 30 kilolara varan bu yükleri ise sırt çantalarında taşımak, 7a’ya varan zorlukta tırmanış yapılırken imkânsız olacağından bir çanta çekme, yani hauling sistemi öğrenmemiz gerekti. Emin’de olan Haul Bag’i (muadili) kullanmaya karar verdik. Kullanacağımız sistemler normalde aşina olmadığımız türden olduklarından (ve Türkiye’de yol gösterecek kimse de bulunmadığından) her şeyi ince ince araştırdık. Traverseli ip boylarında çantayı salmak, makara sistemleri, istasyona çantayı sabitlemek gibi durumlar gözümü korkutuyordu. Bu esnada tam Haul Bag işinden vazgeçip bilmediğimiz işe karışmayalım diyecekken Aykut Abi’ye (Türem) de bir danışayım dedim. O da BDK kuzey duvarındaki yeni rota denemelerinde kullandıkları portaledge ve haul bag fotoğraflarını atarak cesaret verdi ve böylece Haul işini denemeye karar verdik.

Hauling ve Aid’in yanına bir de Top Rope Soloing’i koyduk. Uzun duvarlarda hızlanmanın bir yolu da Fix and Follow denilen; liderin haul yaparken emniyet almadığı, sadece artçıyı istasyona fixleyip artçının TRS yaparak veya jumarlayarak kendi kendine yanına gelmesini beklediği bir sistem. Bu konuda da birkaç Micro Traxion satın/ödünç almamız gerekti.

3.4. Antrenman

Ben hemen dibimizdeki nadide tırmanış bahçemiz Karakaya’da zor ve dik rotalarda Hasan ile birlikte aid (yapay tırmanış) çalışmaya başladım. Ufak crimplere taktığım hooklar, incecik çatlaklara sokuşturduğum stoperler, bir sürü merdiven, iki göbek bağı, daisyler falan derken elim az çok alıştı ve mantığı kavradım. Emin’in ise henüz geleneksel tırmanış tecrübesi yoktu. İlk lider tecrübesini benimle beraber şubat ayında Sivri Dağ’ın doğu yüzünde 150 m kadar olan çok ip boylu bir rotada gerçekleştirdi. İlk lider tırmanışında 6 metrelik bir düşüş ile malzemeye güveni çok hızlı kazandı. Bu tırmanış ayrıca bizim için bir ön denemeydi ve neredeyse sorunsuz geçti. O zamandan sonra Pekin’e yakın, güzel çatlakları olan Beyaz Nehir (白河) tırmanış bahçesinde antrenman yapmaya başladı ve yalnızca geleneksel tırmanışa odaklandı. Partner ve ekipman konusunda şanslıydı. Kulübün Alpinizm 101 eğitimi sonrasında da Cem de ekspedisyona katılma kararı alarak hazırlıklara katıldı.

Yapay tırmanış tamamdı ama hayatımızda hiç tırmanmadığımız kadar sert derecelerde geleneksel tırmanmayı planlıyorduk. Rotaların en kolay ip boyları bile en az VI+ civarındaydı ve çatlak tırmanışı fazlasıyla aşina olduğumuz bir tür değildi. Bundandır ki evimize 20x5 keresteleri kullanarak bir Crack Machine inşa ettim. Camalot 2 boyutundaki bu negatif el çatlağında set hâlinde tırmandığımız, acı içinde geçen antrenmanlar belirli kas gruplarımızı epey çalıştırdı.

Ben de kendime bir test olarak Sivrihisar’daki en zor rotalardan olan Fury (6c+) rotasını redpoint çıktım. Bu çatlak rotasının malzeme atarak sanırsam 2. çıkışını yapmış olmak bana inanılmaz bir gaz verdi.

Cem ile Aladağlar’da birkaç alpin spor rotaya girerek hızımız konusunda çalıştık. Emin de granit çatlaklarda tırmanarak antrenman yapıyordu. Gelmeden önce 6c+ offwidth bir rotayı redpoint çıktı. Ayrıca aid tırmanış pratiği yaptı.

3.5. Ekipman

Bu esnada orada ihtiyacımız olacak tüm — ve gerçekten donundan güneş paneline, tüm — her şey drive’daki Excel’de kaydedildi.

Ak-Su’daki rotaların pek çoğunda offwidth (yumruklardan daha geniş ancak bacalayamayacağınız kadar dar, bedenen içine girmenizi gerektiren çatlaklar; her tırmanıcının korkulu rüyası) çatlaklar bulunmakta. Ancak Türkiye’de bu ip boylarında gerekecek 5 ve 6 numara yaylı takozları bulamadık ve Emin’in Çin’den ödünç alması gerekti. Ayrıca hauling için kullanılacak 8 mm’lik bir statik ip ve aid ip boylarında kullanılacak talon hook, sky hook ve cam hookları da buldu. Lafı açılmışken bize yaylı takozlarını ve micro traxion ödünç veren Michele ve Li Yinghao’ya teşekkür ediyoruz.

3.6. İlk Yardım ve Sağlık

Anümat’tan dostumuz Mehmet Yağar ile görüşüp kendisinin son zamanlarda dikkatle incelediği bir konu olan ilk yardım çantası ve alpin ilk yardım adını taktığımız rotaya götürmelik çantayı hazırlamakta yardım aldık. Hazırladığımız listeyi de Usar Yıldız’a göstererek onayını ve düşüncelerini aldık.

Rapor

1.-2. Gün | 16-17 Temmuz

16 Temmuz’da Cem ile Kolej’de buluşarak evlerimizi terk ettik ve günler sürecek bir yolculuğa çıktık. Yukarıda açıklanan adımlarla önce Bişkek, sonra da Batken’e vardık.

3. Gün | 18 Temmuz

18 Temmuz’da Batken’deki otelimizden araba ile Karavshin’e doğru yola çıktık. Yol korkunç derecede dik ve taşlıktı. 3000 metreye kadar çıkıp, bir dağ geçidinden tekrar 2000 metreye indik. Karavshin vadisinin bir noktasında araba yolu son buldu. Tahta bir barakada ekmek ve kaymak yedik. Burada çuvallarımız ve çantalarımız atlara yüklendi.

14.20’de yürüyüşe başladık. Yol ilgi çekicilikten uzak ve tehlikeliydi. Yol üzerinde suyumuzu doldurabileceğimiz 1-2 kaynak mevcuttu. 21.30’da ana kampa vardık. Yol 21 km ve 1100 metre irtifa kazanıyorsunuz. Tam olarak kurulmadan yemek yedik ve 23.00 gibi yattık. Herkes perişan hissediyordu, birer aspirin içtik.

4. Gün | 19 Temmuz

9.30 gibi uyandık. Yemek yiyip çadırları kurduk. Mutfak için uygun bir yer bulup tentemizi kurduk.

14.00’te bazı ip tekniklerini çalışmak için Good Morning Crag isimli slab spor rotaların olduğu yere gittik. Kampa 5 dakika uzaklıkta ancak rotalar ve bolt aralıkları korkunç.

6b bir rotaya girdik, TRS ve jumar çalıştık. Sonraki gün Petit Tour Russe’daki Middle Route’a girmeye karar verdik. Malzemelerimizi akşamdan hazırladık.

5. Gün | 20 Temmuz

Petit Tour Russe — Middle Route

7.15’te uyandık. Son hazırlıklarımızı tamamlayıp yemek yedik. 9.00’da yürümeye başladık. Kulenin sağında kalan çarşaktan dik yükselip solumuzda kalan eğimli çim sete döndük. Setin üzerindeki kayalardan sola geçip vardığımız çarşak kulvardan tekrar sağa çapraz yükseldik.

10.10’da rota altındaydık ama önümüzdeki Katalan ekibi bekleyip 10.45’te ilk ipe girdik. Arkamızda 3 kişilik başka bir Katalan ekip daha vardı.

İlk ipe Cem girdi, ikinciye ben girdim ve biraz yolu karıştırdım. Üçüncüye Emin girdi ve sonraki istasyon mesafesi fazla kısa gözüktüğü için devam etmesine karar verdik. Bu ilk falsomuzdu. Sonrasında protection için çakılmış pitonu fark edemediği için bir sonraki istasyon yerine sağdaki rotanın istasyonuna giderek ikinci falsoyu yaptı. Aslında 2. hata 1. hatamızı telafi etmemizi sağladı. Eğer asıl istasyona devam etseydi ip boyu yetmeyecekti. İp boyunun neden kısa tutulduğunu böylece anlamış olduk. Her neyse, asıl rotadan sağa kaymıştık. Başlangıcımız zekice bir plan yapmamızı gerektirdi.

Lider ipine girdim ve istasyondan redirectlenerek 10 metre kadar aşağıya indim. Sonrasında duvarda koşturarak sola doğru swingledim. Ortadaki çatlak sistemine bağlanarak tırmanmaya başladım. Ancak artçıların faktörlü düşmesini engellemek için her attığım ikinci malzemeden sonra ilkini sökerek 20 metre kadar yükseldim. Bu şekilde artçılar oldukları yerden aşağıdaki bir ana emniyete değil, 10 metre kadar yukarılarındaki bir malzemeden swingleyeceklerdi.

Ardından muhteşem bir 6b splitter crack başladı. El boyutundaydı ve duvarda bu çatlak dışında hiçbir unsur yoktu. Yüzeyde hiçbir tutamak veya ayak yoktu. Saf çatlak tırmanışı inanılmaz bir keyifti.

Sonraki ip boyu 6b+ offwidth’ti. Konunun uzmanı Emin ipe girdi ve tırmanmaya başladı. Garip tavan geçişi sonrası karşımıza 2 çatlak çıkıyor. Solda bir hand crack, sağda ise elimizdeki her malzemeden büyük bir offwidth. Emin soldan gitmeyi düşünemeyip offwidth’ten devam etti ve 15 metrelik bir runout yaratarak kendi ödünü patlattı. Soldan gidilip sonrasında sağa traverse yapılabilirdi. Traverste piton mevcut.

Sonraki ip boyu 6b bir finger-hand crack işi. Buna ben girdim ve genel olarak 6b+ olduğu kararına vardık.

Gerek olmamasına rağmen zirveye çıkmak için 5 ve 4 derecelerinde iki ip boyu daha tırmandık. 18.00’de, aşırı geç bir saatte zirveye ulaşıp inişe geçtik.

Burada ilginç bir şey öğrendik: çatlak rotalarında ip inişi yaparken kimse ip sonu atmıyordu. Zira aşağı attığınız ip sonları, ipinizden daha kısa bir iniş yaptıysanız, çektiğinizde büyük ihtimalle geri gelmiyordu. Biz yine de bildiğimiz gibi yaptık ve ipimiz defalarca kez takıldı. 20.30’da rotadan indik ve kafa lambalarına geçtik. Çirkin bir iniş sonrası 21.45’te kampa vardık.

6. Gün | 21 Temmuz

9.45’te uyandık. Hemen sonra bir yağmurdur başladı ve günlerce sürdü.

Dünkü tırmanış hakkında konuştuk ve hatalarımızı, yavaşlarımızı ele aldık.

Öğlene doğru bir gümbürtü duyduk. Dün yürüdüğümüz, Slesova ve Ortoruybek arasındaki çarşaktan akmaya başlayan nehre doğru baktığımızda su yerine koca kayalar görünce şaşkına döndük. Ve bu kayalar ilgi çekici bir hızda kampa doğru akıyorlardı!

Heyelanlar gün boyunca devam etti. Tüm ana kamp birlikte çalışıp çadırları kurtarmaya çalıştık. Çamur ve kaya akıntısı birkaç çadırı yutsa da ördüğümüz set işe yaradı.

Gün içinde kapalı hava ile birlikte Emin’in morali iyice düştü. Moral alkışı olsun diye tereyağlı etli pilav yaptım.

7. Gün | 22 Temmuz

Geç uyandık, duvarlardan şelaleler akıyor ve hava çok kapalı. Sürekli yağmur yağıyor. Kampın her yerinden dereler akıyor. İnternet yine gelmedi.

Emin gitmek istediğini söyledi ve Katalan ekiple anlaştı.

15.00’te Pamir Piramit isimli, Slesova’nın önünde yer alan piramidik kaya duvarının altına yürüdüm. 600 metrelik bu duvarda 3-4 rota var ve tüm duvarda toplasan 10-12 bolt var.

Eski ana kamp tam Pamir Piramit’in dibindeymiş ve şu an boş. Eski çadır yerleri vs. hâlâ duruyor.

Pamir Piramit’in dibine yürüdüm ve Missing Mountain isimli, duvarın en popüler rotasının girişini aradım. Çok başarılı olamadım. Kamptakilere sormak için videolar çektim ve yağmurun başlangıcı ile inişe geçtim.

Kampta Hollandalı Jeppe’ye fotoğrafları gösterdim ve girişi öğrendim. Rotanın ilk 5 ip boyunda boltlu istasyonlar olduğunu, 7. ipten sonra dev bir köşeye varıldığını anlattı. 5 ve 6 numara götürmemiz konusuna da şüpheli bir “siz bilirsiniz” cevabı verdi.

8. Gün | 23 Temmuz

7.30’da Emin ayrıldı. Kalbimiz burkuldu.

Güneşin açmasıyla keyfimiz yerine geldi. Missing Mountain için strateji konuştuk ve ekipman hazırladık.

Mutfağımızın içine taşlardan bir ocak sistemi kurduk. Odun topladık ve ikinci tarpı gerip altını odunluk yaptık.

1,5 saat süren bir fasulye pişirme denememiz oldu.

9. Gün | 24 Temmuz

5.45 gibi uyandık. Çadırdan çıkınca midemde inanılmaz bir sancı hissettim. Motoru bozmuşum ve aşırı gaz var. Tırmanışı iptal etmek zorunda kaldık. Raflor içip yattım.

11.30’da uyanıp kalan fasulyeyi iyice pişirip yedim. Fasulyeye meydan okuyorum, havanın güzelliği karşısında yine ana kampta geçecek bir güne muhalefet olma peşindeyim ama nafile.

17.45’te bir ağaçta hauling pratiği yaptık.

10. Gün | 25 Temmuz

Pamir Pyramid — The Missing Mountain (1. gün)

5.30’da uyandık. Kahvaltı edip 6.40’ta yürümeye başladık. 7.40’ta ilk ipe girdim.

İlk ip ince bir çatlağı takip eden ve sürekli sola giden birkaç sistemi takip ediyor. Sabah sabah VII- bu ip boyu sert hissettirdi.

giriş ipi
giriş ipi

Sonraki ipe de ben girdim. 5 metrelik slab girişten sonra başlayan çatlağı göremedim ve topoya uymayarak sette sola yürüyüp oradan tırmanışa başladım. Bu da 10 metrelik bir slab runout ile karşılaşmama sebep oldu. 6a civarındaydı ama yine de korktum.

Bir ipe daha girdim, ufak bir dihedrali takip ettim. 6a civarı.

Sonra 30 metre kadar sağımızda sola yatan büyük bir dihedral çıktı. Cem lider girip, dihedrale girmeden slablardan sağlı yükseldi. Bu ipte de garip runoutlar ve birleşmeyen çatlaklar var. 5c.

Sonra sağa yatık arc diye bahsedilen, aşağı bakan bir çatlaktan sağa traverse yapıp sola yatık dihedrale giriyorum. 6a denmiş ama ayaklar eller kötüydü ve bence daha zordu. Yine de aşırı kaliteli bir ip boyuydu. Zig zag içermesi dolayısıyla ip sürtmesine dikkat.

sola yatık dihedral
sola yatık dihedral

Yukarımızda kalan kanatlardan bacalayarak yükselip dihedralden çıktım. 5c

Sırt gibi bir yere varılıyor, oldukça yatık. 5 demişler ancak Aladağlar’da 3+ olurdu. Sırtın sonlarına doğru olan son boltlu istasyonu da geçip dev köşe sisteminin altındaki büyük sette malzemeden istasyon kurdum.

Köşe sisteminin tam içine girmek yerine Y şeklindeki çatlakta sağa doğru yönelen hattı takip edip ufak bir tavan traverse yapılır. 5c demesine rağmen traverse sertti ve ayaklarımın ikisi de bir noktada kesildi. 6a diyorum.

Buradan sonraki ip boylarında malzemem bitene veya ip sürtmesi aşırı artana kadar devam ettim. Her ip boyunun farklı kaynaklarda farklı anlatımları olsa da çoğu anlaşılmazdı ve sadece kafamızı karıştırdı. Mağaralar, sola bakan flake’ler ve “rope around the rock” dediği sanırsam bir boynuzdan bahseden anlatımlar mevcut. Benim tavsiyem sağa sola çok kaçmadan köşeyi takip etmek. Buradaki ip boylarının çoğu 6a-6b arası ancak bana rotanın ilk yarısındaki derecelerden çok daha kolay hissettirdi. Zaten çok net bir hat yok.

dev köşe
dev köşe

Biz 13. ip boyunda köşe boyunca karşılaştığımız en net unsur olan büyükçe bir tavanla karşılaştık. Hatta bu ipi tırmanırken Rus ekipten, kendisi Kazak olan Max’i ip inişi yaparken gördük. Bana telsizi uzatıp Masha ile konuşturdu. Yardıma ihtiyacınız var mı diye sordu. Kendileri Pamir Piramit ve Slesova arasındaki Omuz denilen yerde, Perestroika Crack rotasına girmek için bivak yapıyorlarmış. Onlara biraz yavaş olsak da iyi durumda olduğumuzu söyleyip bolca teşekkür ettim. Ben de tavandan sola kaçıp bir sete ulaştım. 30 metre daha ipim olması sebebiyle offwidth denilen ipe girdim. Ancak offwidth’in başına ve sonuna 3 numara girdiğinden büyük bir malzeme atmadım.

Tam o anda dolu başladı. Biraz daha tırmansam da karşıma bir offwidth daha çıktı. Duvar ıslandıkça ıslandı. Sırtıma mermi gibi çarpan dolu tanelerine daha fazla dayanamayıp istasyon aldım. Cem bu ipi jumarlayarak geldi. İpi fixleyip birlikte hemen aşağıdaki sete indik.

Bu rotadan inmemizin tek yolu zirveye çıkmaktı. Hiç sikkemiz yoktu ve son 6 ip boyunda iniş için sabit malzeme bulamamıştık. Zirveye çıkıp, omza inip oradan da 2 ip inişi daha yapıp heyelan olan çarşağa ulaşacaktık.

Saatler 20.00’ye geliyordu. Hava birazdan kararacaktı ve zaten güneş çoktan duvarların arkasına saklanmıştı. Önümüzde bir offwidth, bir 6b baca denilen slab layback, bir de 4 derecelik scramble ip boyları kalmıştı. Bu gün bu rotayı çıkmamıza imkân yoktu. “Geri dön Max” diye bağırmak geldi içimden ama o çoktan omza dönmüş olmalıydı ve iletişim kurmamızın imkânı yoktu.

zorunlu bivak
zorunlu bivak

Geceyi bu sette geçirecektik. Yanımızda kaz tüyü ceketler ve tulumlar yoktu. Sadece tek bir alüminyum battaniye. İpleri altımıza serdik ve torbaya girdik. Hava karardı ve 3600 metredeki bivağımızı buz kesti. Islaktık ve torbanın içi nemle iyice ıslanıyordu. Saat 9’dan 6’ya kadar fazlasıyla kesintili ve daha da fazlasıyla samimi bir gece geçirdik.

11. Gün | 26 Temmuz

Pamir Pyramid — The Missing Mountain (2. gün)

Jel ve snickers bar ile kahvaltı yapıp hayatımızın en soğuk gecesinin beklediğimizden daha iyi geçtiği hakkında konuştuk. Biraz güneşi bekledik ama gelmedi.

7.30 gibi tırmanmaya başladık. Neredeyse kurumuş olan offwidth’in kalanını çıktım. Ellerim hâlâ donuyordu.

6b bacanın dibine geldim ve istasyon aldım. Bacaya baca dedikleri için içine girmeye çalıştım ama kafamı bile çeviremez hâle gelince nefesim daraldı. Offwidth gibi tırmanmayı denedim ama yine çok zordu. Ben indim ve Cem bacayı denedi, o da yapamadı. Ben bu sefer slabdan çıkmaya çalıştım ama gücüm yetmedi. Yine Cem girdi, o da slabda bulduğum tutamakları ayak olarak kullanıp layback yaptı ve bi şekilde çıktı.

kilit etap
kilit etap

Son ip boyuna da simul girdik. 100 metre sonra, 12.15’te zirveye ulaştık. Zirveden Slesova’daki Perestroika Crack rotasını ve rotadaki Rus dostlarımızı inceledik. 300 metre devam eden tekil çatlak inanılmaz görünüyordu.

slesova güneybatı duvarı

Sonrasında ip inişlerine başladık. Son inişte ipimiz takıldı. Ne denesek gelmedi, lider tırmanılamayacak kadar çürüktü. En sonunda kimseye önermeyeceğim bir taktik uygulayarak, ipin diğer ucuna girdim; takılan ipi jumarlarken Cem benim emniyetimi aldı ve malzeme atarak yükseldim. İpin takıldığı kayayı aşağı düşürme riskini almak istemesem de Emin’in olan ipi orada bırakıp gitmeyi hazmedemedim.

İpi kurtardım. Sallantıda bir babaya yardımcı ip dolayarak ondan iniş yaptım. 17.45’te kampa vardık.

12. Gün | 27 Temmuz

9.00’da uyandık. Her yerimiz fena ağrıyor.

15.00’te çobanın karşı taraftaki obasına gittik. Tahta bir köprü ve iki bolt arasına gerilmiş telden tutarak nehri geçtik.

Çoban Nlmat Jangirov bize çay, kaymak, kefir ve ayran ikram etti. Kendisine taşlardan ve tahtalardan güzel bi ev yapmış. İngilizce ve Türkçe çat pat biliyor. Kendisiyle muhabbet edip kaymak ve yoğurt aldık. Yarın da süt getirme sözü alıp ayrıldık.

13. Gün | 28 Temmuz

Gece buz gibiydi. 9’da uyanıp yumurta yaptık, kaymak yedik.

15.05 çoban sütü getirdi, tüpte zar zor kaynattık. Sütlü kahve içtik.

Geldiğimizden beri tamamlayamayacağımızı düşündüğümüz, bölgenin en popüleri olan Perestroika Crack (7b max, 6c obl., C1+, 800 m) rotasına girme kararı aldık.

14. Gün | 29 Temmuz

10 gibi uyandık. Rotanın yemek planını yaptık ve hazırladık. Rotada 2 gece geçirmeyi planladık.

Good Morning Crag’de hauling antrenmanı yaptık. 6a bi slab tırmandık.

15. Gün | 30 Temmuz

11’de uyandık (yuhh).

Rota için tüm teknik ekipmanları hazırladık.

16. Gün | 31 Temmuz

Peak Slesov — Perestroika Crack (1. gün)

9’da uyandık.

Rotada yenecek yemeklere son hâlini verdik. Ekmek yaptık. Tulumları topladık ve son hazırlıkları yaptık.

14.50’de son yemeğimizi yedik.

15.15’te yaklaşıma başladık. Çarşak çok instabil ve sinir bozuyor.

yaklaşım başı
yaklaşım başı

Omzun ip inişlerinin olduğu siyah yüzeye varmadan Pamir Piramit’in sağındaki sırta doğru slablardan ufak bir yan geçiş yapıp yeşillik setten yükseldik. Burada bir istasyon bulduk ve 17.30’da tırmanışa başladık. İkimizde de çok ağır çantalar var çünkü bu iplerde hauling çok kötü bir karar.

5 derece olduğu yazan ilk ip boyu sağa giden bir köşeyi takip ediyor, sonra da sola tavan traverse ile yeniden bir köşeye bağlanıyor. Bence en az 6a’ydı.

ilk ip
ilk ip

İkinci ipe Cem girdi. Köşeyi takip edip sonuna kadar gitti. 5c

Üçüncü ipe ben girdim; amacım zirveye varmadan sağa geçmek ve Pamir Piramit’in güney sırtındaki bivak yerine varmaktı ancak geçemedim. Zirvenin on metre altında istasyon aldım. 5a

Cem zirveye gidip ip inişi yapacağımız yere indi, emniyetimi istasyona redirectledi. Ben de yanına gidip sonra aynı redirectten beni indirmesine izin verdim. Kum saatinden direkt bivak yerine indim. Bu bivak yeri Slesova’nın altındakinden çok daha düz, korunaklı ve kaya düşmesine karşı güvenli.

Hava tam kararırken Cem de geldi ve bivağımızı kurup yanımızda getirdiğimiz etli pilavı gömdük. Kutuyu ve biraz fazladan yulafı sete sakladık.

Aydınlık bir geceydi. Sürekli uyanıp karşımızdaki devasa duvarı inceledim.

17. Gün | 1 Ağustos

Peak Slesov — Perestroika Crack (2. gün)

6.45’te uyandık. Yulaf yiyip hazırlandık.

9.00’da Cem dördüncü ipe girdi. Sağdaki büyük tavan ve yerdeki plaketin hemen solundaki köşeden yükseldi ve under tutamaklı bir slaba vardı. Burayı da geçip sola yöneldi. Tarihi eser bir bolt klipledi ve sonrasında istasyona vardı. 6c (VIII-)

Beşinci ipe girdim, sert bir finger crack ile başlıyor ve hand crack’e dönüşüyor. Bu noktadan sonra 300 metre devam eden, muhtemelen dünyadaki çatlak rotaları arasındaki en uzun tekil çatlak sistemlerinden birine giriliyor. 6a

Altıncı ipe Cem girdi. Başında hand crack, sonrasında ise beş altı metrelik bir squeeze chimney denen baca var. Sonu offwidth gibi tırmanılıyor. Başta içeride ayaklar var, o yüzden çok zor değil ama keyifsiz. Hauling konusunda sadece bu ipte çanta takılır gibi oldu ama alttan ittirerek hallettim. Swivel ve docking line kullanmamız, sürekli sola yatan bu etaplarda çok faydalı oldu. Zaten koca yüzeyde tek bir splitter dışında hiçbir unsur bulunmaması hauling işini oldukça kolaylaştırdı. 6a+

ufak offwidth
ufak offwidth

Yedinci ve sekizinci iplere ben girdim. İkisi de jamming biliyorsanız 5c civarı.

Sekizinci ipe ben girdim, finger ve hand crack sonrası tavan geçiliyor. Tavanın üzerinde ince bir çatlak var. Parmaklarımı sıkıştırıp ayaklarımı keserek geçtim. Sonrasında sola yönelen köşe geçiliyor ve dev dihedrale varılıyor. 6b

6b tavan
6b tavan

Dokuzuncu ipe Cem girdi. Bu köşe çatlak, önce 5 numaralık sonra da 4 numaralık bir offwidth. Sonrasında çok küçük bir sete varıp tekrardan 5 numaraya dönüşüyor. Cem layback yaparak sete kadar vardı. Bu şekilde aşırı zorlandığını ve devam etmek istemediğini söyleyerek indi. Ben de kalanını offwidth teknikleri ile (arm bar, heel toe jam, chicken wings) her şeyimi vererek tırmandım. Setten sonraki kısmın başında içeride bir finger crack vardı ve onu baya bi kullandım. Soldaki sırtta bir orta istasyon olduğunu biliyordum. Takoz kayaların dihedrali tıkadığı bi noktada 2 numara atıp offwidth’ten kaçtım. Sırta ayaksız bir yan geçiş yaptım ve sırtı takiben rotanın ortasındaki “Glasnost Bivy Ledge” isimli sete ulaştım. 6b+ (VII+) ?, 60 metre

ilk sert offwidth
ilk sert offwidth

Saat 17.00 gibi sete vardığımız için erkenden yerleştik ve set boyunca giden bir yaşam hattı kurduk. Set 2 kişinin rahat, 3 kişinin hafif rahatsız, bir kişinin de Allah’a emanet uyuyabileceği genişçe bir set. Arkamızdan bir Sloven ekibi geldi. 5 numaralarını dihedralde sıkıştırdıklarını söylediler. Sonraki, yine bir offwidth olan aynı derecedeki ip boyu için onlara 5 numaramızı ödünç verebilirsek bizim ipimizi istasyona fixleyebileceklerini söylediler. Tabii biz de ne kadar bu durumun tırmanışımızı yaralayan bir etmen olduğunu düşünsek de bir offwidth daha çıkma düşüncesinin mide bulandırıcılığı karşısında teklifi kabul ettik.

20.00’de noodle yapıp yedik ve Better Call Saul izleyip yattık. Bu gece pek de soğuk değildi ama ben en rahat yerde yatmama rağmen zemin oldukça rahatsızdı.

18. Gün | 2 Ağustos

Peak Slesov — Perestroika Crack (3. gün)

7 gibi uyandık, bazlama arası yumurta yedik. Havalı freeze dried yemeklerini yiyen Slovenler tarafından ters bakışlara maruz kaldık. Haul bag’i burada bıraktık ama hâlâ fix and follow yapıyoruz. Haul ipini de hâlâ çanta varmış gibi lider hiçbir şeye kliplemeden istasyona taşıyor ve topluyor. Bu şekilde artçı çantası hafiflemiş oluyor.

9 gibi tırmanışa başladık. İpimizi çok sola fixledikleri için 11. ip boyunda çürük bir yan geçiş yaptım ve hatta girdim. 5c

12. ip boyunda dik yükselerek bir tavana vardım. Bu tavan dünkü ile aynı derece olsa da daha sert hissettirdi. Sonrasında bir köşeye bağlanıp ilk kilidin altındaki eğimli sete vardım. 6b+

ikinci tavan geçişi
ikinci tavan geçişi

13. ip boyu 7a olması gereken bir köşemsi çatlak ve kübizm tarzı bir tablodan fırlamış bir tavan geçişi içermekte. Şöyle bir rotaya baktım. O esnada ipimiz aşağıda bir yere takıldı. Cem zorlanmaya başladığını, hazır ip takılmışken inmelerinin mantıklı olacağını söyledi.

Ben ipten indim ve ipi kurtarıp jumarladım. 20 dakika kadar zaman kaybettik. Zaten rotadan istediğimizde kaçabildiğimiz için devam etmeyi önerdim. Yemeğimiz ve suyumuz yeterliydi.

Aid geçmeyi planladığımız ip boyuna serbest tırmanarak girdim. Ayaklar ve eller çok kötüydü. Baya bi yükseldim ama tavana varamadan sıkı aldırdım. Kilidin kalan kısmını french aid tırmandım. Sonra kitap gibi bir köşeye vardım. İçi yosun dolu bu emniyetsiz köşe slabını zar zor tırmanarak ikinci kilidin dibine vardım. 7a (belki de daha kolay)

ilk kilit
ilk kilit

İkinci kilit, underlar ile negatif bir mini dihedrale varıyor. Bu dihedralin içindeki çatlak kolay malzeme almıyor. Dihedrale girip direkt oturdum ve merdivenleri çıkartıp yapay tırmanmaya başladım. Siyah ve mavi totemleri back clean yaparak yükseldim. Orta kısımda cam hook, bir sabit beak ve sadece yarısını sokabildiğim bir siyah totem cam kullanmak zorunda kaldım. Bu yüzden bu ipe C1+ derecesi vermeyi uygun gördüm. Dihedral sonrası slaba varınca merdivenleri topladım. Köşe boyunca yükseldim ama çoğu küçük malzemeyi dihedralde bıraktığım için ara emniyet atamadım. Sonrasında iki sikke ile korunan, korkunç gözüken crimpler ve hayali ayaklar olan bir yan geçişe vardım. Bu kısmı hiçbir yerde okumamıştım. Üzerimde bir tane bile ekspres kalmamıştı. Sikkelere birer karabina takıp güzel bir sete vardım. Derin bir of çektim. C1+, 6b+ obl.

ikinci kilit
ikinci kilit

16. ipe Cem’in girmesini kararlaştırmıştık ancak girmek istemedi. Ben de hazırlanıp tırmanmaya başladım. Bu noktada bir nevi transa geçtim ve hiçbir şey düşünmeden sadece tırmanmaya odaklanabildim. Acılarım ve yorgunluğum kayboldu. Bir finger crack köşeyi tırmanıp el boyunda bir splitter’a varılır. Splitter sonrası zorca bir slab sekansı var. Burada toplam 3 bolt var. İkisi tarihi eser, biri de diğer tarihi eserin hemen dibinde, o yüzden iki bolt 8 metre gibi düşünün. “Topropedayım, topropedayım” diye sayıklayarak crimpleri tutup el ayak hamleleri ile rahat kısma vardım. Sonra da sette istasyon. Genel ip boyuna 6c demişler, bence daha kolay olabilir. O slab kısmı Karakaya’da bir rota olsa max 6a+ olurdu.

slab etap
slab etap

17. ip tekdüze bir ince el çatlağı. Çok keyifli. Bir noktada ikiye ayrılıyor; sol daha kolay ve çürük ama sağ daha kaliteli ve zor. O yüzden rota sağa gidiyor, Aladağlar’da olsa tam tersi olurdu :)) 6a

18. ipte artık zirveye kadar içinde kalacağımız bir köşe sistemine bağlanılıyor. Çatlakları takip et. 5c+

19. ipe 6a diye girdim. Baştaki finger crack biraz sert gelse de devam ettim. Setli yapılardan garip bir tavana vardım. Dedim herhalde kolay. Dibine doğru girdim ama reddetmekte olduğum gerçek beni alnımdan vurdu. Sonraki ip boyunda olması gereken 6c (VIII-) fist crack tavandaydım. Ve yanıma büyük takozları almamıştım. Elimi, kolumu, dizimi her şeyimi kullanarak bağıra çağıra tavanı geçtim.

20. ip kolay ve çürük başlıyor ama sonra doğru güzel jamlerin olduğu bir negatif boulder ile zirve sırtına varıyor.

ekip zirvede
ekip zirvede

18.45 gibi zirvenin hemen altındaki sete vardık. Çok çürük olduğu için en tepeye gitmeme kararı aldık ve inişe başladık. Statik ipimiz lisanslı olmadığı için her inişte düğümü çözüp tekrar atmak zorunda kaldık, çünkü grigriler ile biner block yöntemini kullanarak iniyorduk. Bu yöntem sayesinde statik ipe hiç yük binmiyor, sadece ipimizi çekmek için kullanabiliyorduk. Ama tam kazığın olduğu tarafın değişememesi bize her istasyonda vakit kaybettirdi.

İlk 3 inişte ipimiz takıldı. Kurtarmakla da uzun zaman kaybettik. 5. inişte de takıldı ve üstümüzdeki ekipten düşen taşlar kaskıma vurdu. Bir bloğun etrafında dolanarak kendime baba yapıp ipi kurtarmak zorunda kaldım.

Sete vardık, burada Slovenler bize bir litre su bırakmış. Kurumuş boğazımıza ilaç gibi geldi. Bıraktığımız haul bag’i de sırtlandım.

Offwidth ipi inerken ip takılmasın diye ip tanrılarına dualar ettim. Önce sırttaki ara istasyona, sonra da asıl istasyona saddlebag yöntemi ile indim. Hiçbir güç bana bu gece o offwidth’i tırmandıramazdı.

Çatlak iplerine geldik; şimdiye dek hiç ip sonu atmamıştık ve atmaya da niyetimiz yoktu. Buraları hızlı hızlı indik ancak çatlaklar sola yattığı için sürekli sağa swinglemek ve karanlıkta istasyonları kaçırıp ipin sonundan hiçliğe uçup gitmemek için baya dikkatli olmak gerekiyordu. Bu ara bir kere daha ipimiz takıldı ama üstten gelen bir ekip kurtardı.

1.45’te omza vardık. İlk gece uyuduğumuz sete gidip orada uyuduk.

19. Gün | 3 Ağustos

8.30 gibi uyandık. Kuru ekmek yiyip ip inişlerine başladık.

omuzdan ip inişi
omuzdan ip inişi

10.15’te yere değdik.

İğrenç çarşaktan inerek 11.40’ta kampa vardık.

Perestroika Crack Topo

20. Gün | 4 Ağustos

9 gibi uyandık, yumurtaya acıma yok, 7 tane kırdık.

Rus ekip bize yemek bırakmış, haftaların açlığının acısını çıkarıyoruz.

Yağmur yağdı, çadırları uçtu milletin.

İnternetin inverterini tamir ettim.

21. Gün | 5 Ağustos

9.30 uyandım.

Tırmanış malzemelerini ve yemekleri topladım.

11.00 kampın en kapsamlı kahvaltısını yaptık.

15.00 yağmur başladı, çadırı toplayamadık.

20.00 dinmedi, çadırlar ıslak kaldı.

22. Gün | 6 Ağustos

5.45 uyandık.

Her şeyi topladık.

7.45 atları yükledik.

8.15 yola çıktık.

12 gibi barakaya vardık, aşırı yorucuydu.

5 gibi Batken’e vardık.

22.00’de Oş’a vardık.

23. Gün | 7 Ağustos

6.00’da uyandık.

7.30’da uçağa bindik.

9.30’da Bişkek’e vardık.

10.30’da Emin reis bizi karşıladı. Malzemelerini aldı ve görevinden terhis edildi. Uygur Özerk Bölgesi’ne doğru otostop çekmeye gitti.

Biz de faaliyet temizliğini yaptık, çadırları foşur foşur yıkadık, kuruttuk.

Ekspedisyonumuz neredeyse resmî olarak nihayetine ulaştı. Gerisi turistçilik.

Görüşler

5. Görüşler

5.1. Arda

Karavshin Ekspedisyonu, hepimizin hayatında düzenlediği ilk uzun süreli ekspedisyon olarak kalbimizde yer etti. Bize; böylesine büyük duvarları tırmanmanın, uzak bölgelerde haftalar geçirmenin, hizmet satın almadan ana kampta yaşamanın ve büyük hayallerin gerçek olabileceğinin sadece başkalarına atfedilmiş bir nimet olmadığını kanıtladı.

Bir Türk’ün sadece videolardan izleyebileceğini sandığım tarzda, kendimin bile yapabileceğimizden yapana kadar şüphe duyduğu bir tırmanışı başarmanın, başardıktan sonra ise aslında o kadar da muhteşem bir şey yapmadığımızı anlamak beni karışık duygular içinde bıraktı.

Bu durum, nasıl anlatsam, Paris’e gidip Eyfel Kulesi ile fotoğraf çekinmek gibi. Herkes oraya gidip aynı şeyi yapabilir; sadece oraya gidip bunu yapan sayısı “az” olduğu için değer gören bir şey. Bu tırmanışı da Türkiye’den onlarca dağcı başarabilirdi, sadece… daha başarmadılar ve muhtemelen de kimse gelip denemeyecek bile. Hepsi, lojistik ve zamanla ilgili bir engeller silsilesi.

Bizim başardığımız bir şey vardıysa o da bunu yapabilmiş olmanın hayalini kurmaktı. Bu hayale inanma cesaretini gösterip tüm lojistik engelleri aşmak.

Rotaya ilk tekrarları yapan ekiplerin verdiği ED (Extrêmement Difficile) alpin derecesini uygun bulmuyorum. Muhtemelen o zamanlar sabit iniş istasyonları mevcut veya iyi durumda değillerdi. Kaçmanın bu kadar kolay olması, zorunlu tırmanış derecesinin VIII-’den fazla olmaması, objektif tehlikelerin görece az olması (çığ riski yok, taş düşmesi nadir, irtifa düşük, kaya kalitesi muazzam, buzul geçişi yok, hava genelde çok soğuk değil) bence rotaya kafanız çok daha rahat girmenize sebep oluyor. Ben 6c obl. tırmanış içermesi sebebiyle TD+ (Très Difficile) derecesini öneriyorum.

Emin’in erken ayrılması hepimizi derinden yaraladı. Slesova’nın zirvesine 3 kişi ulaşmayı çok isterdim. Plandaki orijinal partnerimin, 9 aydır birlikte plan yaptığım kişinin orada bizimle sadece birkaç gün kalabilmesine gerçekten çok üzüldüm.

Türkiye’de geleneksel tırmanışın gelişmiyor olması artık bana mantıklı gelmeye başladı. Zira Türkiye’de geleneksel tırmanışın, spor tırmanıştan tarz olarak bir farkı yok. Birinde bolt var diğerinde yok, tek fark bu. Ancak çatlak tırmanışı, geleneksel tırmanışa yeni bir boyut kazandırıyor. Tek fark mental yükümlülük ve emniyet stili değil, bambaşka bir tırmanış. Ve bu stili tırmanmak isteyenler, geleneksel prensipleri de doğru uygulamak zorunda kalıyor.

Ayrıca Türkiye’de uzun duvarlarda karşılaşılan çürüklük, emniyet kalitesizliği gibi unsurların soğutucu faktörler olduğunu düşünüyorum. Ardı ardına devam eden kaliteli ve zor ip boylarının yoksunluğu, insanların limitlerini zorlayabilecekleri tek unsurun risk marjı olmasına sebep oluyor ve bu da bir soğutucu faktör.

Türk dağlarında yapılan alpinizm faaliyetlerinin birbirinden daha zor olma kıstası, tırmanış derecelerinin daha zor olmasından ziyade, tırmanışın daha committing, daha riskli veya daha uzun olması. Çünkü coğrafi faktörler olası bir gelişimi ancak bu yönde kabul ediyor. Tabii bu çok uzun bir tartışma konusu ve ben de Türk dağlarında daha kayda değer bir başarı gösterebilmiş biri olmayarak fazla söz hakkına sahip değilim. Ama demem o ki, bu ekspedisyon, Türkiye’de geleneksel tırmanışın gelişmemesinin suçlusunun aslında Türk tırmanıcılar olmayabileceğini düşünmemi sağladı.

5.2. Cem

Arda ve Emin’in planladığı bu ekspedisyondan aylar önce haberim olmuş olmasına ve Arda tarafından davet edilmiş olmama rağmen; kendime güvenimin yetersiz olması, ileri zamanlı plan yapmaktan çekinmem gibi faktörlerden dolayı, ekspedisyondan yaklaşık 1 ay öncesine kadar gidip gitmeyeceğimi kararlaştıramamış, planlayamamıştım. Bu yüzden bölge ve rotalar hakkında araştırma yapmamış, biletlerimi almamış, malzemelerimi denkleştirememiştim. Bu sebeple hem fiziksel hem de mental hazırlığım oldukça aceleye gelmiş oldu. Arda ile Ankara’dan yola çıktığımız ana kadar da kendimi hazır hissedemedim; bir gün öncesine kadar gitmeme fikirleri kafamı kurcalamıştı. Yola çıktığımız andan itibaren de “artık vazgeçmek için çok geç” düşüncesi ile kendimi neredeyse zoraki bir şekilde “hazır” konuma getirdim. Yola çıktığımız an itibariyle çekincelerimin çoğu yok oldu, ekspedisyonun tamamı büyüleyici bir deneyim hâlini aldı.

Sadece evde otururken izlediğim ve yalnızca bu şekilde deneyimleyebileceğimi sandığım bir bölgeyi ve rotaları deneyimlemiş olmak hâlâ tam olarak idrak edebildiğim bir şey değil.

Arda ile daha öncesinde Aladağlar’da yaptığımız tırmanışlar ile birbirimizin çok ip boylu rotalara yaklaşımlarımızı, kaygılarımızı (daha çok benim), tempomuzu tanıdığımız için duvarlardayken görece uyumlu hareket ettiğimizi düşünüyorum. Emin ile daha uzun zamandır tanışıyor olmamıza rağmen tırmanış ve dağcılık amacıyla çok daha az vakit geçirmiş olmamızdan ötürü heyecanlıydım; bu faaliyette onunla tırmanmak ve vakit geçirmek benim için ferahlatıcı bir değişiklik oldu. Üçümüz beraber sadece bir rotaya girebilmiş olmamız ve Emin’in erken dönmüş olması içimde gerçek bir burukluk yarattı; hâlbuki ekipteki en zayıf halka olarak kendimi görüyor, bir tırmanıştan vazgeçecek biri varsa o kişinin ben olacağımı düşünüyordum.

Her şeye rağmen arkadaşımızın aramızdan erken ayrılmasının motivasyonumuzu bozmasına izin vermedik; faaliyetin geri kalanını bence gayet verimli geçirdik.

Bölgedeki tırmanışa gelecek olursak, çatlak tırmanış konusunda aramızda en az deneyimi olan kişinin ben olmam ve bölgedeki rotaların neredeyse tamamının büyük granit duvarlarda uzun çatlak sistemlerini takip ediyor olması, çoğu ip boyunda kendimi konfor alanımın dışında, kaya yüzeyinde, çatlak içlerinde ayaklarım, bacaklarım, ellerim, kollarım ve tüm vücudumla çaresizce sürünürken bulmama sebep oldu. Tırmandıkça çatlak tekniğini minimal verimle uygulayabilecek hâle geldim ve arkadaşlarıma eşlik edebildiğimi hissedebildim. Çatlak tırmanışının çekiciliğini artık görebiliyor olsam da, hâlâ tercih edeceğim bir tırmanış şekli değil.

Deneyimlediğimiz kadarıyla, bölgedeki tırmanış gerçekten çok kaliteli ve standartları çok yüksek. Rotalar Aladağlar’da olduğu gibi en kolay hatlardan değil de, zorluğu fark etmeksizin en net ve kaliteli hatları takip ediyor. Zamanında rotayı açan insanlar serbest tırmanamasalar bile bu hatları tercih etmişler; gerekirse yapay (aid) tırmanışlar yaparak bu etapları rotanın parçası hâline getirmişler. Bu vizyonu deneyimlemiş olmaktan gerçekten de memnunum.

“Petit Tour Russe”daki “Middle Route” rotası, tam/yarım günlük bir rota olarak çok ideal. İstasyonlarının boltlu olması (boltların 6 veya 8 mm olması başta bizi şoka soksa da) rotada görece konforlu hissetmemizi sağladı. Bu rota aynı zamanda bloktaki tüm rotaların da iniş hattı; istediğin istasyonda dönme özgürlüğü sağlıyor. Bizim rotayı çıkıp inmemiz tam günümüzü aldı; rotada üç kişi olmamız, bölgede girdiğimiz ilk rota olması ve bu üç kişi olarak yaptığımız ilk tırmanış olması görece yavaş olmamıza sebep oldu. Önümüzden giden 2 kişilik Katalan ekip önce bu rotayı çıktı, sonra sağındaki rota olan “La Voie de Droite” rotası ile son kesiştiği noktaya inerek o rotayı da çıkarak, bizim daha rotayı tamamlamamıza 3 ip boyu kalmışken inişlerde bizimle kesişip kampa döndüler ve hızları ile bizi dumur ettiler.

“Pamir Pyramid”de “The Missing Mountain” rotası, 15 ip boyu, ilk 6 istasyonu boltlu, 6. istasyon sonrasında ulaşılan setten sonra bolt olmayan çok keyifli tam günlük bir rota. Benim çoğu rotada olduğu gibi rotanın erken bir noktasında heves ve cesaretim tükendi ve geri dönme isteğimi bastırarak rotanın kalan tamamını Arda’ya “havale” ettim. Arda sondan 3. ip boyunu tırmanırken hem bizim hem rotanın ıslanmış olması, Arda ile oldukça soğuk ve samimi bir zorunlu bivak gecesi geçirmemizi gerektirdi. Titreye titreye belli belirsiz bir süre uyuyabildik. Sonraki sabaha kalan ip boylarındaki “baca” kilidini üst üste deneyip de sonunda çıkmış olmak moralime çok iyi geldi; rota dönüşündeki son ip inişinde ipimizin takılmış olmasına rağmen o gün vadinin en mutlusu bendim.

“Peak Slesov”da “Perestroika Crack” rotası, Ak-Su Vadisi’nin en popüler rotalarından biri. Bölgeye gelip ilk rotamızı çıktıktan sonra rotayı çıkabileceğimizle ilgili şüphe içindeydik. Onun yerine daha kısa ve kolay 2 ayrı rota çıkmayı düşündük bir süre. Fakat Missing Mountain’ı çıktıktan sonra özgüvenimiz az da olsa yerine geldi ve iyi ki de girmeye karar verdik. Rota gerçekten kararlılık isteyen bir hat; tek bir günde çıkmak sanırım mümkün değil. En az 1 gece rota üzerinde geçiyor; ya Pamir Pyramid ve Slesov arasındaki omuzda, ya da rotanın 10. ip boyunun sonundaki “büyük” sette. Biz kendimize olabildiğince zaman vermek amaçlı 3 gecelik erzak götürdük yanımızda. Zaten rotada “hauling” yapacağımız için elimizi su dışında korkak alıştırmadık; sonrasında keşke biraz daha fazla su alsaydık dedik. Bu rotada da bir önceki tırmanışta olduğu gibi klasik tükenmişliğimi yaşadım ilk günün son ip boyunda. Bu sebeple sonraki günü de Arda’nın liderliğiyle tamamladık. Rotada toplam 3 gayet konforlu gece geçirdik. Tırmanış kariyerimin en tatmin edici rotası demem kesinlikle yanlış olmaz.

Ak-Su Vadisi’nde 3 hafta geçirmek gerçekten de büyüleyici bir deneyim oldu. Dönerken mutfak tentemizi, çadırlarımızı toplamak içimde buruk bir duygu bıraktı. Bu bölgede geçirdiğimiz sürenin tırmanışa ve öteki dağ arazilerine bakış açımı kalıcı olarak değiştirdiğini söyleyebilirim.

5.3. Emin

Her zaman alışılagelmişin dışındaki şeylere ilgim oldu. Bu faaliyet de benim için bir maceraydı; tırmanıştan ziyade macera tutkusuyla motive olmuştum.

Arda benim için eşi benzeri olmayan biri. Bu tarz bir faaliyeti planlamaya ve yapmaya istekli olacak, beraber gidebileceğim Arda'dan başka tanıdığım kimse yok. Üstelik Arda'nın bu faaliyet konusundaki tutkusu benimkinden hep daha yüksekti ve bu beni gerçek anlamda mutlu ediyordu. Ortaya attığımız fikirlerin mümkün olup olmadığından ziyade ne kadar heyecan verici olduğuna odaklanıyor, mümkün olup olmadığına dair sonucu sonradan çıkarıyorduk. Hayatımda bunu yapabileceğim çok az insan tanıdım.

Bu fikir ortaya çıktığında henüz hiç geleneksel lider tırmanış yapmamıştım. Ama önemi yoktu, çünkü bu bir engel değildi. Geleneksel tırmanışta iyi bir seviyeye gelmem oldukça hızlı oldu. Yine de Central Route benim 3. geleneksel çok ip boylu rotamdı... Bu tarz bir etkinlikte tecrübenin ne kadar önemli olduğunu tahmin edebiliyordum, fakat Arda'ya ve Cem'e olan güvenim bu endişemi gizliyordu.

Ancak ilk tırmanıştan sonra işler değişti. "İp boyu kısa" diyerek istasyon atladım. Takoz almadım ve sonra ihtiyaç duydum. Duvardaki sikkeyi göremediğim için yön değiştirdim. Yukarıdan emniyette ip yönünü ATC'ye ters taktım, sonra düzelttim. Daha kolay ve güvenli güzergâh yerine, düşünemediğim için zor olanı tercih ettim ve 6b+ rotada 15 metre run-out yaşadım... Normalde bu tarz bir korku beni motive ederdi. Fakat yaptığım bu basit hatalar tecrübesizliğimi yüzüme şak diye vurdu ve yetersiz hissetmeye başladım.

Tabii ki bu, kamptan erken ayrılmam için asıl sebep değildi. Kişisel birkaç sebep, yetersiz hissetmekle birlikte gelen motivasyon kaybıyla birleşince orada bulunmak acı verici hale geldi. Ve dönmenin daha iyi olacağına karar verdim.

Lazım olacak tüm ekipmanı bırakıp Bişkek'e döndüm. "Aid yapıp kendi rotamızı açarız" kafasıyla geldiğim yerden bu şekilde ayrılmak istemezdim.

Bizimkiler Perestroika'ya çıkmaya karar verdiler ve çıktılar. Bu beni acayip mutlu etti, aynı zamanda kıskandırdı. Sahip oldukları irade, azim, motivasyon ve başarı sebebiyle Cem ve Arda ile gurur duruyorum.

Ayrıca acayip gaza geldim: gidip kendimi kanıtlamam lazım... Ki bizimkilerin güvenini tekrar kazanayım. Hadi bakalım....