Büyük Demirkazık Hodgkin-Peck Kulvarı Rotası Faaliyet Raporu
- Tarih
- 07.06.2025
- Bölge
- Niğde, Aladağlar
- Rota
- Hodgkin-Peck Kulvarı
- Ekip
- Cem Puhaloğlu, Yaman Arman, Arda Ünlü
- Teknik malzeme
- Beş teknik kazma (ikisi çekiç kafa), bir yarı teknik kazma, İki çift otomatik krampon, bir çift bağlamalı krampon, kasklar, emniyet kemerleri, prusikler, perlonlar, kilitli kilitsiz karabinalar, yarımşar set yaylı takoz ve nut, nutkey, göbek bağları, iki T profil, ATC’ler, bırakma perlonu, 7mm yardımcı ip, buz vidaları, bir çift yarım ip
- Hava durumu
- Güneşli
- Raporu yazan
- Arda Ünlü
Faaliyet öncesi
Kulvarların en buyurgan dönemi gelmişken kulvarların en meşhurunu tırmanma fikri de aklımızı dürter olmuştu. Çok tekrar görmesi, hakkında onlarca rapor olması ve görece aşırı dik olmaması bir yana, rotanın pek çok da kazasının olması tarih yaklaştıkça bizi germekteydi.
Aladağlar'a hayatımdaki ilk gidişimin akşamında, dağ evinin dibinde bekleyen Niğde Valisi ve onlarca JAK'ın ufuktaki en ulu doruk olan Demirkazık'ın çevresinde dolanan bir helikopteri izlediği manzara bu süreçte aklımdan çıkmamıştı. Zira oradaki Jandarmalardan birine ne olduğunu sorduğumda "Dağcılar Peck Kulvarında kaybolmuş" cevabını almıştım. İçinde kazazedelerle Niğde'ye doğru uçan helikopteri izlediğim o geceden beri tam bir yıl geçmiş, daha iki hafta önce ise başka bir dik kulvar rotası tırmanmış ekibimiz tekrardan toplanmıştı.
Kulüpten Enes, Hüseyin ve Toprak'ın da katılımıyla Sokullupınar'a kampımızı kurduk. Cem'in rötarlı gelişi sebebiyle planımızı bir gün erteledik. Cem ile, bivak yapacağımız günün sabahı Kaletepe Kuzey Yüzü'nde geleneksel tırmandık ve kampa dönüp zirve için hazırlık yaptık. Saat 17.00-19.00 arası Kızıl Çarşağın dibinde buluşmak üzere kamp ekibiyle sözleşip arabayla Karayalak Kamp Yerini geçip ilerideki cebe park ettik. Daha sonra zirveye gidecek yemekleri unuttuğumuzu fark edip geri döndüm ve 9 gibi ekibimiz Toprak ile beraber rotanın dibindeki bivak yerine doğru yola çıktı. 11.15'de bivak yerine ulaştık. Bivak yeri üzeri kapalı bir mağara. 5-6 kişiyi rahatça konaklatabilecek kadar büyük ve düz bir alan. Tulumları serip noodle kaynattık ama kimse yanında çatal getirmemişti. Neyse ki benim dışımda herkesin yanında pensesi vardı ve herkes tuluma tok girdi. "Oolum aslında baya irtifa aldık bir saat daha uyuyalım' dedikten sonra saat 3 gibi uyanma kararı alarak yattık.
Rapor
Saat 3.10’da uyanıp herkesi rahatsız ettim. 3.45 gibi yola çıktık. Solumuzdaki duvarı takip ederek şıp diye kulvara gireceğimizi düşünürken sonu dik kayalara çıkan saçma bir çarşağa vardık. Buradan geri inip kulvarı bulduk. Bu ilk falsomuzdu.
4.40'da krampon takıp rotaya girdik. Tatlı eğimde beton gibi karda yükselmeye başladık. Kar o kadar sertti ki teknik kramponların bile tüm dişleri kara girmiyordu. Bu ileride buzlanma olacağının bir habercisiydi.
Uzun süre afyonumuz patlamadı. Hava aydınlandı, bir şeyler atıştırdık falan ama resmen hala uyuyorduk. Rotanın ilk yol ayrımı neredeyse kulvarın yarısındaki çatal etabı. Çatal oldukça büyük, yolu ikiye ayıran net bir kaya. Buradan sağa döndük. Sağda çıplak kayalarla karşılaştık. Etraflarında ise buzlanma vardı. Burada biraz mix tırmandık. Eğimin az olmasını fırsat bilip oraya buraya kazma takarak teknik çalıştık.
Biraz daha yükseldikten sonra tekrar bir yol ayrımına geliniyor. Dar kulvardan çıkıp vardığınız bu bölgenin adı Amfitiyatro. İşte burası biraz kafa karıştıran bi nokta. Sağdaki düzlüğe çıkan yol ‘sırta geldik’ yanılsaması yaratabilecek potansiyele sahip. Solda V çentiğe doğru giden iki yol daha var. Biz burada Ortadaki yoldan gitmeyi tercih ettik. Fotoğrafta hiç belli olmasa da ortadaki yol ileride sağa dönüyor. İşte burada sırt hattı gözüküyor.
V çentiğe devam etmek yerine sırt hattını hedefleyerek yükselmeye başladık. Daha önceki raporlarda gördüğümüzden çok daha fazla kar oluşu rota bulmayı zorlaştırmaya başlamıştı. En sağda gözüken slabları takip etmek yerine kardan dik yükselmenin daha güvenli olacağını düşünerek yukarıdaki setlere doğru devam ettik. Karşımızda üç slab kayanın kar etabını kestiğini, hepsinin de belirli noktalarda çıplaklaşıp etrafında buzlandığını görmekteydik. Bu slab kayalar ise ilerideki setten sonra tekrardan karlara gömülüyordu. Biz de sürekli krampon tak çıkar yapmamak için ortalardaki şelale etaplarına girmeyi tercih ettik. Bu ikinci falsomuzdu.
Burada karın altı buzlanmış olduğu için büyük buz parçaları düşüyordum. Ekibin kalanı başka bir doğrultuda beni beklerken yükseldim ve asıl şelaleye vardım. Stabil olmayan cam buz her kazma darbesiyle paramparça olurken gerilmeye başladım ve Cem’in de tavsiyesiyle yandaki kaya etabına göz atmak için sağa yükseldim. Bu esnada Yaman’a büyük bir buz kütlesi düşürdüm.
Kaya etabının üzerindeki buzlanma inceikti ve her adımımda kırılıyordu. Kramponlarla slab kayanın kısa ama neredeyse 90 derece eğime ulaştığı bir köşede sıkışıverdim. Bu noktada Cem ve Yaman’da şelaleden kaçıp soldaki slaba girmek için kramponlarını çıkartıyorlardı. Onlara ‘Ne yapacağımı bilmiyorum’ diye seslendim. Tepkisizliklerinden en az benim kadar gergin olduklarını fark edip kendi kendime bir çözüm aramaya başladım. Eldivenlerimi çıkarıp kazmaları ilerideki bir kayaya takılı bıraktım. Keşke emniyet alsaydık diye düşünürken arkamdaki metrelerce boşlukla göz göze gelip ard arda birkaç kallavi hamle yaptım. Kramponlar kayadan fırtıp dururken, tuttuğum her kaya kulvardan aşağı uçuverirken nasıl olduysa kendimi yukarıdaki sete atabilmeyi başardım. O esnada Cem slab kayanın tepesine ulaştı ve belinden Yaman’ın emniyetini aldı.
Burada dik kar-buzda yükselerek iz açtım. ve sırt hattına bağlanan slablara vardık.
Burada zirve kılçığına bağlanana kadar ufak batak kar etaplarından ve dik slablardan geçmeniz gerekiyor. Slabları Cem’le birlikte tırmandık ve Yaman’a ip atarak emniyetini aldık.
Buradan sonra görece sağlam kayada zirve kılçığına varılıyor. Burada bu mevsimde bile sıkıntılı kornişler mevcuttu.
12.00’da tüm ekip zirveye ulaştı. Burada Sebahattin hocanın ekibiyle karşılaştık. Ekipten İmdat isimli, Iğdır’lı bir abiyle tanışıp uzun uzun muhabbet ettik. Bize Ağrı’da katır ayarlama sözü verdi. 13.00’da inişe başladık.
Sebahattin hoca külahta sabit hat bıraktığını ve iniş için onu kullanabileceğimizi söylemişti. İlk setlere inip aşağı baktığımızda Everest’ten fırlama bir görüntü ile afalladık. En az 20 kişi, iki sikkeden kurulmuş bir ana emniyete bağlı tek bir sabit hatta prusiklerine oturmuş bekliyorlardı. Önlerindeki kişi malzeme halkasına bağladığı başka bir ipi sürüklerken (kendi deyimiyle lider tırmanış yaparken) arkadaki traffic jam sürekli hızlanması için bağırıp çağırıyordu. Ben ilk sete kadar serbest indim. Yaman ve Cem ip inişi yaparken adam yanlarına geldi ve gerginlik yaratmaya başladı. Aşağıdan, onlardan önce geldiğimiz istasyonu kitlediğimiz (?) için bize sesli şekilde hakaret etmeye başladılar. Bu garip ekibi hızlı ip inişleri ile geçtikten sonra Sebahattin hocanın hattına girip koşarak prusik sürdük. Son ip inişine geldiğimizde Yaman’la ben simul indik. Biz simul inerken ip sürtmesin diye kendimizi karabinayla istasyona sabitledik, Cem gelirken karabinayı çözdü ve perlondan iniş yaptı.
Buradan sonra biraz serbest devam ettikten sonra Yaman botlarının sert tabanlı olmasından dolayı rahatsız olduğunu ve ip inişi yapmak istediğini söyledi. Biz ona bir ip verdik ve aşağıdaki çarşağa kadar serbest indik.
Yaman iki ip inişi yaptı ve ikinci inişin sonunda ayağını kaydırarak dizini vurdu. Böylece elim bir süreç başlamış oldu. Dizi olukça acıyordu ve yorgun hissediyordu. Ben alabildiğim yükleri kendi çantama aldım ve sert taban ayakkabılarla kolayca yürünebilecek bir hat bulmaya çalışarak inmeye devam ettik.
Otura otura bir şekilde setlerden çarşağa indik. Külahtan inerken solunuzda kalan doğu duvarından çok uzaklaşmamanız mühim. Bu esnada bir anlığına telefon çekti ve kamp ekibinden ‘Sıkıştık, güvenli bir rota bulamıyoruz’ mesajı geldi. Durumun gerginliğiyle birlikte fazla alçalarak Kızıl Çarşak’ın girişini kaçırdık. Bu da son falsomuzdu. Ekibi zorlamamak adına bulunduğumuz yerden alternatif bir iniş aradık. Cem’le, dik, çürük ancak mümkün bir hat bulduk ve yavaş yavaş bu ince kulvarda alçalarak Kızıl Çarşak’a bağlandık. Yaman bu süreçte ne kadar acı çekse de dirayetli bir şekilde yönlendirmelerimizi takip etti. Narpuz Vadisi’nden yardırarak gençlerin sıkıştıklarını tahmin ettiğimiz yere ulaşıp 19.00’da kamp ekibiyle buluştuk. Çay,kahve muhabbet derken dönüş yoluna geçtik. Yaman, kamp ekibine o gün katılan Emre’nin arabasıyla yanlarına Toprak’ı da alarak Çamardı’ya hastaneye gittiler ve sabaha kadar sürecek Niğde ekspedisyonu da böylece başlamış oldu. Oradan oraya hastaneler testler röntgenler derken sabahı edip kampa döndüler. Dizinde ise ciddi bir sıkıntı olmadığını öğrendik.
Görüşler
Öncelikle rotada pek çok terslik ve gergin an yaşamış olmamız bazı planlama hatalarımızı ve tecrübe eksikliklerimizi gün yüzüne çıkardı. Herkesin rota hakkında benim kadar araştırma yapmamış olması, benim yanlış bir yorum yaptığımda ekibin tamamının yanlış yapmasına sebep olması ciddi bir hatamızdı. Bir diğer hata ise gergin hissettiğimiz ilk an emniyete girmemiş olmamızdı, belki serbest geçerim diye düşünerek ilerlemek oldukça tedirgin hamleler yapmama sebep oldu.
Dönüş yolundaki rota karışıklığı hem GPS’imizin azizliği hem de benim kolay bir rota ararken ana hattan uzaklaşmamın sonucuydu. En baştan Yaman’da yanına yumuşak tabanlı bir ayakkabı almış olsa belki de her şey çok daha temiz ilerlerdi.
Sonraki faaliyetlere daha iyi rota bulucular olarak ve daha iyi planlama yaparak gitmemiz gerektiğini, aynı zamanda da dağların sürekli olarak değişen karmaşık sistemler olduğunu, pek çok rota tarifinin günümüzü tutmayacağını çok net biçimde anlamış olduk.
Her şeye rağmen, bu özel dağın zirvesinde bulunmak her zaman ayrı bir ayrıcalık, Büyüksün Demirkazık!
Bu faaliyeti mümkün kılan ekip ve kamp arkadaşlarıma ve kulübüm HÜDDOSK’a teşekkür ediyorum.