Sivridağ Doğu Yüzü, Su Düşümü Rotası Faaliyet Raporu
- Tarih
- 15.02.2026
- Bölge
- Antalya, Sivridağ
- Rota
- Su Düşümü
- Ekip
- Arda Ünlü, Mert Taluy
- Teknik malzeme
- Kasklar, kemerler, 4 120 cm perlon, 2 240 cm perlon, toplam 20 kadar alpin ve uzun ekspresler, ATC’ler, kilitli karabinalar, göbek bağları, 3 numaraya kadar çift set yaylı takoz, tam set nut, bırkma perlonları, prusikler, sikkeler ve çekiç
- Hava durumu
- Kapalı, ara ara yağmurlu, gece rüzgarlı
- Raporu yazan
- Arda Ünlü
Faaliyet öncesi
Mert ile partnerliğimizin başladığı yer diyebileceğim Sivridağ’ın benzersiz kayası Ankara’da havalar soğudukça rüyalarımıza girer olmuştu. Kaya duvarlarından uzakta geçirdiğimiz aylarda Antalya rehberini incelerken rota uzunluğu 1000 metre yazan, Yılmaz Sevgül’ün 94’te açtığı Su Düşümü rotasına rastladık. Bölgeyi bilmemiz ve bu kadar uzun vertikal tırmanış vermesi nedeniyle ilgimizi çekti ve araştırmaya başladık ancak ne bir rapor ne de rotayı çıkmış birini bulabildik. Rotayı açan Yılmaz abiyle bile görüştüğümüzde yardımcı olmaya çalışsa da hatırında çok fazla kalmadığını belirtti.
Ağaçlar’ın ve kum saatlerinin azizliğine güvenerek, çok uzaktan çekilmiş bir fotoğraf ve birkaç satır yazı dışında bilgimiz olmadan kör bir şekilde bu maceraya atılmaya karar verdik.
Şubat başında kulüpten pek çok kişi ile Geyikbayırına gittik ve bol bol spor tırmandık. 3 günlük güzel havayı beklerken günler geçmek bilmedi. Zira rotada planlı bivak yapacaktık, bir gün rotanın kuruması ve iki gün tırmanmamız için havanın düzelmesi gerekiyordu.
Hava tam olarak düzelmedi ama hafif yağışlı gözüken bir havada rotaya girme kararı aldık. Önceki akşam tüm hazırlıkları tamamladık ve Hurma’da oturan arkadaşlarımız Burak ve Rüzgarın evinde kaldık.
Rapor
Sabah 5.10’da uyandık. Duvar tırmanmadan önce evde uyanmak baya garip hissettirmişti. Hafif hasta gibiydim ama bu düşünceyi yutmaya çalışarak bir şeyler yedim ve yola çıktık. Yolda kısa kısa şiddetli yağış başladı ve durdu. 7.00 gibi Gedeller’deki çeşmenin başına vardık ve arabayı bırakıp 7.17’de yaklaşıma başladık.
Mert yaklaşımda
Soldaki belirgin dihedralimsi çıkıntının sağında kalan çift kulenin ortasını hedefleyerek yükselmeye başladık. Kalebodur sektörün solundan dolaşıp kolay tırmanışlarla büyük bir sete ulaştık.
Ortadaki ağaçların arasından gidiliyor
Burada hazırlandık ve 8.10’da ilk ipe girdik. Rotada genelde olduğu gibi dümdüz yükseldik. Hava ara ara kapatıp yağmur çiseliyordu.
İlk ipe giriş
Mert 3+ bir etap tırmanıp yarı hayatta bir ağaçtan emniyetimi aldı. 9.00’da ikinci ipe girdim. Ayakkabılarımı giyerken biraz zaman kaybettim ve düz yükselerek ufak setin üzerine çıktım. İp aşırı sürttüğünden ve birbirimizi duyamadığımızdan ipin boşunu guide modunda aldım. İyi ki de öyle yapmışım çünkü Mert bir noktada emniyetten çıkıp tırmanmaya başladı. Mert 9.40’da iki bomba malzemeden kurduğum istasyonun tepesindeki tavanı sola geçerek es geçti ve hafif sollu tırmanmaya başladı. Yukarıda yine bir ağaçtan emniyet aldı ve yanına gittim.
Bu ana kadar kaya beklediğimizden daha çürüktü ancak tabi ki Aladağlar’a göre oldukça sağlam. Son etap 4+ dereceydi diyebilirim.
Burada es geçmesi imkansız ufak bir tavana vardık. 10.25 de tırmanmaya başladım. Tavanı birkaç küçük tutamaktan yükselerek geçtim. Tutamakları ve ayakları kıt ve dik bir slaba geldiğimi fark ettim. Mikro ve aralıklı malzemelerde denge hamleleri yaparak garip gastonlardan hafif sola geçip dik devam ettim. Keyifli bir tırmanış sekansından sonra çift kulenin arasına doğru yönelen kulvarın sağında büyük babadan istasyon aldım.
4’lerden sonra tak diye gelen VI derece tırmanışın şaşkınlığı
Mert de yanıma geldi ve kilidi nasıl aynı betayla geçtiğimizi konuşup güldük. Çok sağda olduğumuzu fark edip ilk büyük sete ulaşan kulvara inmemiz gerektiğini fark ettik. Mert 11.20’de beşinci ipe girdi. Hafif yükselip kulvarın içine indi. Buradan yukarıya yükseldi ve ip sürtünce istasyon alıp beni yanına aldı, son yan geçiş 5- civarındaydı.
Mert soldaki derin kulvara iniyor
Kulvarın sonundan 4 derecelik ağaç dalı tutmalı tırmanış ardından sette biraz ilerleyip dev ağaçtan istasyon aldım. Mert’de yanıma geldi ve ufak bir mola verdik. Ardından ipleri toplayıp yükselmeye başladık.
Dev yeşil sette mola
Burada dikkat ettiğimiz nokta rotanın rehberdeki toposundaki gibi dev setten sonra girilen ilk ip boyunun sağımızdaki kule ile aynı hizada olmasıydı. Bu yüzden sağa doğru diyagonal yükseldik. Bu noktada sis aşırı kapattığı için açtığı ufak anlarda fotoğraf çekmeye çalışıp fotoğrafları referans olarak kullandık. 150 metre kadar ipsiz gittikten sonra zor bir bacaya vardık, Mert biraz ilerledi ve ip açmak istediğini söyledi. Hemen ipe girdik ve 13.25’de tırmanmaya başladı.
Dev setten yukarıya giden yol.
Mert bacayı tırmanıp sola geçti. 5- bir etaptı diyebilirim. Buradan 14.10’da ben de sollu giderek yukarıda gördüğüm dev ağaca ancak ulaştım. İpi biraz gerdirerek istasyon kurdum ve Mert’i aldım. Şu ana kadar kaya inanılmaz sağlamdı.
Mert sekizinci ipin istasyonuna varmadan.
Önümüzde kalan büyük göbeğin solundan dolaşma kararı aldık. Mert 14.55’de tırmanışa başladı. Bu noktada rehberde bivak yeri olarak geçen setlerle aynı yükseklikteydik. Yani planın gayet ilerisindeydik.
Göbeğin arkasına geçince biraz negatif, sarı ve çürük görünen 20 metrelik bir yüzeye vardı. Birkaç blok dışında sağlam da olsa zor bir tırmanıştı diyebilirim. Aşağıdaki sete vurmamak için de sık sık malzeme atmak gerekmesi iyice yordu. Burası da en az VI derecelik bir etaptı.
15.50’de onuncu ipe girdim ve biraz daha tırmanınca hemen Kuzeydoğu sırtına vardım. Büyük göbekli blokların arasından bacalayarak ip bitene kadar gittim. Son noktada yağmur başladı ve istasyona çok uygun olmayan bir yerde de olsam geri tırmanmak yemeyince üç mikro malzemeden istasyon aldım.
Mert yağmurda tırmandı ve yanıma vardı. Yağış azaldı ama hava kapalı olduğundan her yer sırılsıklam kalmıştı.
16.25’de Mert set bulmak için 4 derecelik ıslak bir bacayı çıktı ve üç dört kişinin yatabileceği bir yer bulduğunu söyledi.
17.00’da yanına vardım ve bir baktım ki kastettiği yer 2.5 metreye 80 santimlik topraklı bir ağaç dibi.
Planın ilerisinde olmamız nedeniyle burada gecelemeye karar verdik ve bivak kurduk. Büyük ağaçtan karşıdaki kayalara bir sabit hat oluşturup gece boyunca çıkartmayacağımız göbek bağlarımızı girdik ve malzemelerimizi astık.
Bivak keyfi
Burada getirdiğimiz lavaş fıstık ezmesi ve helvaları yedik. Biraz sonra karanlık çöktü. Ayak baş yaparak sete bir şekilde sığdık. Gece ara ara aşırı rüzgar esse de neredeyse hiç yağış olmadı. Bol bol uyanarak da olsa geceyi geçirdik. Hatta sabah rüzgar durup hava ısınmaya başlayınca o kadar rahatlamışız ki 7.45’e kadar uyanmadık.
Bir şeyler atıştırıp toplandık ve 8.45’de yola çıktık. Buradan sonra hiç ip açmadık ama 3 derecelik boşluksuz bir geçiş yapmamız gerekti.
Kısa kısmen zor geçiş
9.30’da kuzey zirveye vardık. Buradaki kavanozdaki zirve defterini doldurduk ve inişe başladık. İp açmadığımız ortadaki kısmı da dahil ederek toplamda yaklaşık 750 metre tırmandığımızı hesap ettik.
Ekip Zirvede
Kuzeybatıya doğru dönüp görünen ilk sırttan inmeye başlıyoruz.
Batıya doğru giden sırt
İniş başta eğimli bir slabdan, bacalayarak ve geri tırmanlılarak inilen sıkıntılı bir hal alıyor. Bir noktada kısa bir çarşağa varıp büyük ağaçlı bir sete vardık. Buradan sonra yürümedir herhalde diye düşünmüştük ki nereye gittiği belli olmayan bir boşluğa denk geldik. Bu setten aşağıya giden bir sol bir de sağlı iniş var. Biz soldakine hiç bakmadık ama muhtemelen aynı diklikteler. Sağdaki bir ağaçta yeni bir perlon bırakılmıştı. Burada ip açarak aşağı inmeye başladım ki altımızda en az 200 metrelik negatif bir boşluk vardı ve hiç yürünecek gibi görünmüyordu.
Sonraki iniş için perlon bırakacak bir yer ararken büyük bir salaklık yaparak telefonumu düşürdüm. Telefon kayaya çarptı ve sonsuzluğa doğru uçarken bir ağacın dalının ucuna takıldı ve orada kaldı. Bu inanılmaz şanslı olaydan sonra Mert yanlışlıkla telefonu düşürmesin diye soldaki bir ağaca redirect atıp telefonun olduğu ağaca indim. Telefonu yavaşça alırken bu ağaçta bırakılmış 6mm bir hırdavat ipi gördüm. İpim bittiği için oraya ulaşamadım ama ağacın ortasına bir perlon doladım.
Mert redirecti çözüp hırdavat ipine kadar indi. Ben de ağaç dalları arasında zar zor yükümü ipe alıp kendi perlonumu topladım ve aşağı indim. Burada bir perlon bırakıp 55 metre ip inişi yaptık. Aşağıdaki başka bir ağaçta yine hırdavat ipi ve bir mağaracı bulduk. Buraya da 7 mm yardımcı ip ile backup yaparak 40 metre kadar indik ve nispeten yürüyebileceğimiz bir yere ulaştık.
İniş yaptığımız ıslak negatif yüzey
11.55 de inişimizi sonlandırdık. Buradan bir dere yatağına inerek ormana vardık. Ormanda dere yatağını takip ederken Mert 90 litre buzdolabı büyüklüğündeki bir taşı yerinden oynattı ve zar zor bileğini kurtardı. Taşın ormanın içine girip ağaçlara çarparken çıkardığı gümbürtüyü Geyikbayırından duyan arkadaşlar deprem oluyor zannetmişler(!).
İnişten sonraki manzara
Ormanda indikçe bir noktada büyük bir patikaya ulaştık. Burada bir oh çekip gedellere doğru yürümeye başladık ve 13.30’da arabaya vardık.
Görüşler
Sivridağ; efsane kayası, kolay yaklaşımı, her tarafının dikliği ve verdiği manzaralar açısından mükemmel bir tırmanış noktası. Bilinmezliğin içinde kendi başımıza tırmandığımız bu rota bize pek çok yeni tecrübe kazandırdı. Giriverdiğimiz zor etaplar geleneksel tırmanışın doğasındaki rotadan sapmaların üstesinden gelebilmemiz için bol bol spor da tırmanıyor olmamız gerektiğini bize tekrar hatırlattı.
Bu denli uzun ve bivaklı bir rotayı hiç stres yaşamadan bitirmiş olmamız önümüzdeki süreçte yapacağımız tırmanışlar için beni fazlasıyla heyecenlandırdı.
Bu tırmanışı mümkün kılan kulübüm HÜDDOSK ve partnerim Mert Taluy’a teşekkür ederim.