Faaliyet raporları

Cilo Reşko Tırmanışı Faaliyet Raporu

Tarih
22.08.2025
Bölge
Hakkari, Cilo Dağları
Rota
Cilo Reşko Klasik Rota
Ekip
Arda Ünlü
Teknik malzeme
Kask, 120 cm perlon
Hava durumu
Açık, güneşli
Raporu yazan
Arda Ünlü

Faaliyet öncesi

TDF’nin Buzul eğitimini Hakkari, Cennet Cehennem vadisinde vereceğini öğrendiğimden beri Cilo’ya gitmek istiyordum ama tabii ki partner bulamamıştım. Federal dostlardan da hayır gelmeyeceğini anlayınca faaliyeti tek başıma yapmaya karar verdim. Ana kampa ulaşabilsem yeterliydi.

Buzul eğitimi esnasında kuzeyinden gördüğümüz Cilo Reşko heybetiyle beni büyülüyordu.

TDF kamp alanında çadırım ve uzakta Cilo Reşko Kuzey Duvarı
TDF kamp alanında çadırım ve uzakta Cilo Reşko Kuzey Duvarı

Mergan yaylasından geri Hakkari Merkezdeki KYK yurduna döndüğümüzde orada tanıştığım abilerle bir plan yapıp Serpel Yaylasına kadar gidip bizi Yüksekova’ya bırakacak bir servis ayarladık. Hakkari’deki tek havalimanı Yüksekova’da olduğu için planı bu şekilde yaptık. Ayrıca Reşko’nun ana kampı olan Serpel Yaylası’na ulaşım da Yüksekova’dan sağlanıyor.

İzin işleri için verdiğimiz isim listesine beni yazmayı unutan abilerle yola çıktıktan sonra kaymakamlıkta baya bi süründük. İzin işlerini yürüten kurumlar çok düzensiz ve sistemsiz çalışıyor. Yanımızda bulunan Hakkarili TRT’den birkaç abinin yaptığı telefon görüşmeleri sonucu valilikten ilçe komutanlığa haber verildi ve bana da izin verileceği söylendi.

14.40’da araçla Yüksekova’yı terkederken ilk karakola vardığımızda benim listede olmadığımı ve geçemeyeceğimi söylediler. Komutan, kaymakamlık o bu derken bir saat sonunda geçmeme izin verdiler.

Araç Yeşiltaş karakolunda asfalt yoldan çıktı ve Cilo Dağlarına doğru yükselmeye başladı. Uzun yıllar ağır çatışmalar olan Yeşiltaş karakolu ve çevresinde hiç yaşam belirtisi yoktu.

Serpel yaylasına giden yol çok dikti. Araç üç kere hararet yaptı ve radyatöre nehir suyu dökerek soğuttuk. Biz araçla uğraşırken köylüler çıkageldi ve bu sabah burada ayı gördüklerinden bahsetti.

Doğu’nun fedaileri Transitlerden bizimki
Doğu’nun fedaileri Transitlerden bizimki

Rapor

17.00’da Serpel Yaylasına vardık. Ekibe çok kalabalık olduklarını ve onlarla hareket etmek istemediğimi söyledim. Ekip genelde ikinci kamp alanı olarak kullanılan, Serpel Yaylasından 1000 metre daha yüksekte olan Horgedim yaylasına kamp kurmak istiyordu. Benimle Serpel’de kalmalarını, saatin geç olduğunu, oraya kamp yükü taşımaktansa adam gibi uyusalar daha iyi olacağını anlatmaya çalıştım ama dinlemediler.

17.40’da Horgedime giden ekipten ayrılıp nehrin yanındaki büyükçe bir kayanın altına bivak kurdum.

Yeşil Bivak yaptığım yer, kırmızı Horgedime giden yol

Bivak yerim zirveden yaklaşık 2000 metre aşağıda. Bu yüzden hızlıca yemek yedim ve tüm yiyeceklerimi birkaç kere sıkıca poşetledim ve uzakça bir kayanın altına saklayıp erkenden yattım. Gece beni ziyaret edebilecek her türlü yaratığın fikrini unutmaya çalışarak uykuya daldım.

23.30’da uyandım. Erzak depomdan birkaç yiyecek ve biraz su alıp inanılmaz küçük bir çantayla yola çıktım. Nehri biraz yukarıya takip ettikten sonra bir köprü ile karşılaştım ve karşıya geçtim. Nehir geç tarihe rağmen gürül gürül akıyordu. Bu noktada sanırsam Ankara AKUT’dan birkaç kişiyle karşılaştım. Bize katıl tek gitme dediler. Biraz onlarla yürüdüm ama yanlış yere gittiklerini fark ettim. Önceki gün çobanlardan ve TRT’ci abilerden duyduğum üzere fotoğrafta gösterdiğim dev kulvarın içini hedefleyerek bir patika bulmam gerekiyormuş. Onlara yanlış gittiklerini söyledim ama kabul etmediler. Ben de onlardan ayrılarak kendi bildiğim yola devam ettim.

Bir noktadan sonra patikayı buldum. Hatta patika demek ayıp olur, resmen yolun yarısını hayvanlar rahat çıkabilsin diye merdiven gibi yapmışlar. Serpele giden yol çok dikti. Nabzım sürekli 110 civarındaydı ve hiç mola vermiyordum. Yaz boyunca Aladağlarda yaptığım hız çalışmaları bugün içindi, bu dağa çok hızlı çıkıp inmek istiyordum.

Patikayı uzun süre takip ettim ve eğim azaldı. Horgedime yaklaşmaya başladığımı anladım. Hatta bu esnada koca bir ‘‘PKK’’ yazılı kaya gördüm.

Terör bölgesine faaliyet yapmanın handikapları
Terör bölgesine faaliyet yapmanın handikapları

Hızlanarak 1.20’de Horgedime ulaştım. Buradaki ekibin hala yola çıkmadığını gördüm. Onlara bir selam verip koşmaya devam ettim. Patika yeniden dikleşti. Ay ışığı yolu bir nebze aydınlatıyordu.

GPS’deki rota bazı zigzaglar gösteriyordu ancak önümdeki kayaların yeterince yatık ve sağlam olduğuna karar verip bu etapları serbest tırmanarak geçtim.

Dümenden tırmanış etabının sonu, III-
Dümenden tırmanış etabının sonu, III-

Bu etapları da yürüyüş-tırmanış şeklinde hızlıca geçtikten sonra soğuk ve nemli bir rüzgar kemiklerimi titretti. Gece bile parıldayan dev bir beyaz kütlenin önümü kapattığını fark ettim. 3.20’de İzbırak buzuluna vardığımı fark ettim.

Tırmanarak geldiğim için buzulun garip bir tarafında kalmıştım ve hala birleşik olan orta kısmından geçmem gerektiğini, yoksa geldiğim yolu baya bi geri döneceğimi fark ettim.

Buzulun en dar noktasından, ayağımdaki paramparça Bestard Travessa’lar ile karşıya geçtim. GPS’teki rotaya bağlanıp dik bir sırtı tırmanmay başladım. Rotanın bu kısmı biraz labirent gibi. Rotada her kestirme yapmaya çalıştığımda çarşaklı, çürük ve boşluklu noktalarda daha fazla zaman kaybettiğimi fark ettim. Şu ana kadar 1400 kadar irtifa almıştım ve yorgunluk gelmeye başlamıştı. Doğru kararlar alamadığımı fark ettim ve iki yudum Le Cola içtim.

Rotayı takip ederek yükseldim. Diklik azaldı ve kocaman bir slaba vardım. Etrafım açılmıştı ve rüzgar esiyordu. Artık eskisi kadar kesintisiz koşamıyordum. Sanırım…sanırım irtifa artık fark edilebilecek kadar yüksekti.

Slab daraldı ve 4.15’de bahsi geçen kılçığa ulaştım. Kılçık oldukça geniş ve sağlam olsa da boşluk hissi ciddiydi. Ben yine de her ihtimale karşı getirdiğim perlonumu kendimce etik sebeplerden ötürü kullanmadan veya sabit hatta dokunmadan kılçığı geçtim.

Kılçık sonrası Zirve külahı
Kılçık sonrası Zirve külahı

Zirve bu ana kadar hiç gözükmüyor. Külaha vardığımda artık ciğerlerim iflas ediyordu. Her adımda nefes nefese kalıyordum. Hiç aklimatize olmadan 4000 metreye çıkmıştım. Son 4 saatte 2000 irtifa kazanarak vücudumun ayarlarıyla oynamıştım.

Zirveye giderken devasa bir delik gördüm. Bu delik nedense beni ürküttü.

Külahı geçtim ve plaketi gördüm. Günün ilk ışığı yüzüme vurmadan hemen önce tir tir titremeye başlamıştım. Rüzgar içime işliyordu ve benim giyecek sadece teknik ceketim ve tişörtüm vardı. Zirveye ulaştığımda saat 5.05’di. Tam 5 saat 25 dakikada 2100 irtifa alarak, Türkiye’nin en yüksek ikinci dağı olan Reşko zirvesine ulaşmıştım. Beklediğimden çok daha iyi bir performanstı bu.

Tek başıma zirvedeyim ve üşüyorum.
Tek başıma zirvedeyim ve üşüyorum.

Bir iki fotoğraf çekinip koşarak inmeye başladım. Parmak uçlarım resmen donuyordu. Kollarımı geriye doğru fırlatma hareketi yaparak kan akışını hızlandırmaya çalıştım. Güneş doğmaya başlamıştı ama hava hala çok soğuktu.

Türkiye’nin en büyük vadi buzulu olan İzbırak Buzulu’una doğan güneş.
Türkiye’nin en büyük vadi buzulu olan İzbırak Buzulu’una doğan güneş.

Başım ağrıyor ve dengesizleşiyordum. Kılçığı geçtikten sonra bir aspirin ve kola içtim. Çabucak adrenalin vurmuşa döndüm ve inişe devam ettim. O esnada çürük sırta ulaşıp üçe bölünen ekiple karşılaştım. Halleri iyi gibi duruyordu.

Geride kalanları bekleyen abiler
Geride kalanları bekleyen abiler

Sırttan indim ve buzulu bu sefer doğru yerden, hiç üzerinde yürümeden geçtim. Uzakta, rotanın oldukça dışında iki kişi gördüm. Bağırarak anlaştığımız üzere gece karşılaştığım Ankaralılarmış. Daha çok var mı dediler ben de evet dedim.

Çürük sırt diye bahsettiğim yer ve buzulun uç noktalarından biri, rota sağdaki çıkıntının etrafından dolaşıyor.
Çürük sırt diye bahsettiğim yer ve buzulun uç noktalarından biri, rota sağdaki çıkıntının etrafından dolaşıyor.

7.45’de horgedime vardım ve ilk molamı verdim. Terli kıyafetlerimi kuruttum.

Google’a Cilo dağları yazınca çıkan görsellerin çekildiği nokta olan Horgedim Yaylası, bizim gittiğimiz geç tarih nedeniyle pek de çekici gözükmüyor.

Horgedimden aşağı devam ettim. Hava artık çok ısınmaya başlamıştı. Yol tekrar dikleşmeden iki geyik gördüm ve son hızla benden kaçmaya başladılar.

Uzun süren bir çarşak inişi sonrası nehre ulaştım.

Serpel’e giden yol
Serpel’e giden yol

Bariz elle yapılmış merdiven kayalar

Köprü
Köprü

Köprüyü de geçip bivak malzemelerimi topladım. Aşağıda sahipsiz bıraktığım çantamın hala orada olduğunu görünce keyiflendim. 9.15’de iniş sonuna ulaştım ve Serpel yaylasına çıktım.

Yaylada servisçi abinin yanına gitmeye çalışırken iki tane insan azmanı çoban köpeği beni uzaklaştırdı. Ne kadar sakince sürüden uzaklaşsam da bi türlü peşimi bırakmayıp kovaladılar. Ben de çoban abi gelip beni kurtarana kadar uzak bi kayanın altında yattım.

Beni kendi mekanlarına götürdüler ve çay verdiler. ‘‘Sen niye döndün’’ dediler. Ben de çıktım geldim dedim.

‘‘Tepeye?’’

‘‘Evet abi’’

‘‘Ula git ordan’’

‘‘Vallaha abi bak fotoğrafım bile var’’

‘‘Allah alaaah’’

TRT’ci abilerle çobanları çıkıp indiğime ikna edemedim ama yine de bol bol çay ve yemek verip beni kalan ekibi bekleren güzelce ağırladılar. Aşağıda uyuduğumu öğrenince çok kızdılar. Daha dün buranın ayısı iki tane koyun yedi dediler.

Çoban abiler ve Servisçi ağbey
Çoban abiler ve Servisçi ağbey

Günün kalanını TRT’ci abiyle Berivanların (süt sağan kadınlar) estetik fotoğraflarını çekmeye çalışarak geçirdik.

Senar Abi’nin deneysel çekimlerinden
Senar Abi’nin deneysel çekimlerinden

Servisçinin bir akrabası vefat ettiğinden servis de baya bir geç kaldı ve 20.00 gibi, ekibin inişinden 2 saat kadar sonra ancak Serpel’i terk edebildik.

Görüşler

Cilo Reşko zirvesi yürüdüğüm en estetik rotalardan biriydi. Hiçbir zorluğu bulunmayan rota sürekli bir diklik sunuyor. Özellikle erken yaz döneminde çok daha güzel manzaralara sahne olacağını düşünüyorum.

Ulaşım çok zor, izin işleri sıkıntılı. Ancak şehir ve uçak bileti çok ucuz. Genel olarak bu kadar medeniyete uzakta, vahşi ve keşfedilmemiş bir bölgede olmak güzel.