Parmakkaya 1971 Rotası Raporu
- Tarih
- 26.06.2025
- Bölge
- Niğde, Aladağlar
- Rota
- Parmakkaya Klasik Rota
- Ekip
- Mert Taluy, Cem Puhaloğlu, Arda Ünlü
- Teknik malzeme
- 3 numara mavi BD’ye kadar yaylı takoz set, bir tam set nut, 8 alpin ekspres, 6 uzun normal ekspres, 2 kısa ekspres, nutkey, bırakma perlonu, 120lik ve 60lık perlonlar, iki hazır quad istasyon, kilitli ve kilitsiz karabinalar, micro traxion, iki 60m yarım ip, kasklar, emniyet kemerleri
- Hava durumu
- Güneşli
- Raporu yazan
- Arda Ünlü
Faaliyet öncesi
Parmakkaya! Emli Vadisinde yürümüş her tırmanıcının bir gün tepesine çıkmayı arzuladığı o ihitşamlı kaya parçası. Aykırı ve azametli duruşu tabii ki hepimizi bir noktada etkilemişti.
Parmakkaya’yı Kocadölek’ten ilk gördüğüm andan itibaren ‘acaba buraya tırmanabilir miyim’ diye düşünmekteydim. Hatta bu kaya beni o kadar meraklandırmıştı ki o gün yapacağım faaliyeti unutup Vali Konağındaki kıt internetimle Parmakkaya hakkında okumaya başlamıştım.
Klasik rotanın aslında sadece bir rotadan ibaret olmadığını anlamam uzun sürmemişti. Kulübümden HÜDDOSK’lular dahil olmak üzere ilk çıkış yapmak isteyen pek çok ekibi evine döndürmüş, pek çok dağcının hayallerini suya düşürmüştü. İlk çıkışı yapıldıktan sonra bile onlarca başarıya,mutluluğa, korkuya ve ümit kırıklığına sahne olmuştu.
Parmakkaya’ya ilk denemem Cem ile birlikte, Peck Kulvarı faaliyeti sonrasında olmuştu. Önceki gün aracımızın tekerinin patlaması ve yolda kalmamız, rotada yaşadığımız gerici olaylar, hastane maceraları derken yaklaşımda da oldukça yorulunca rotanın ilk ip boyundan geri dönmüştük. Bu dönüş benim için büyük hayal kırıklığı olsa da rotaya karşı hiç hırslanmamış, hatta rotayı kafamda büyütmeye başlamıştım. O gün geri dönüşte Parmakkaya’ya tekrar baktığımda 15 gün sonra tekrar döneceğimizi hiç düşünmemiştim…
Finallerden sonra Dağcılığa Giriş Eğitim Faaliyeti için Sarımehmetler’e kampımızı kurmuştuk. Geleneksel Tırmanış eğitimi ve Lahitkaya zirvesi sonrası eğitim grubu gitmişti ve biz bundan sonra ne yapsak diye düşünüyorduk. Cem’in Parmakkaya için motive olduğunu belirtmesi ile Mert’i de ekibe dahil ederek hazırlıklara başladık.
Rapor
25 Haziran Çarşamba günü, zirve dönüşünün hemen sonrasında teknik malzemelerimizi ve bivak yükümüzü yükleyip yola çıktık. Cem o gün Yiğit’lerle yaptığı Kaletepe Klasik’den inip bizimle buluştu ve aracı Emli’nin araç yolunun sonundaki çeşmede bırakıp 19.10’da yürüyüşe başladık. 19.55’de Akşampınarı’na vardık. Boruların sökülmüş olması sebebiyle yeni bir boru çekmekle uğraşırken biraz zaman kaybettik, 8.25’de sularımızı doldurup yeniden yola çıktık. Yarım saat kadar patikada yükseldikten sonra yoldan çıkıp sağa döndük. Burada sağımızda kalan setlere hiç bulaşmadan direkt Parmakkaya’nın solundan arkasına geçmek gibi bir düşüncemiz vardı ama havanın kararması yolu biraz şaşırmamıza neden oldu. Gece gece yüklü çantalarla II-III derece çürük etaplar geçerek Parmakkaya’nın dibine ulaştık. Dönerken fark ettiğimiz üzere, yapmamız gereken solda kalan yumru tepeyi yan kesip sırtına çıktıktan sonra Parmakkaya’nın arkası hizasında yükselip hiç irtifa kaybetmeden bivak yerine kadar yan geçmekmiş. Bu şekilde yaklaşım çok daha tasasız olacaktır.
Kütlenin etrafını dolanarak arkasındaki mecburi dar çarşağa vardık. Bivak yeri ise hemen rotanın karşısındaki duvardaki büyükçe bir set. Biraz eğimli olsa da beş altı kişi rahatça yatabilir.
Saat 10.10’da bivağımızı kurup ta Çamardı’dan getirdiğimiz pidelerimizi yerken, ‘Bir pide ile başlayan Parmakkaya hikayesi’ şakaları yaptık. Önceki gün Vali Konağı’ndaki bivaktan sonra nükseden elim bir hastalık beni iyice beter ederken söylenip durdum. 11 gibi uyuyup 6.30 gibi uyandık.
Erken kalmış ve rotanın dibinde olmanın rahatlığıyla saatlerce kahvaltı ve muhabbet ettik. Teknik malzemeleri hazırlayıp 8.48’de rotaya girdik.
Aşağıda vereceğimiz bilgiler ve dereceler bizim tecrübemize göre yazılmıştır. Gerçeği yansıtmadığı noktalar olması mümkündür.
1. İp Boyu (Cem), 5c+, 45m.
Önceki sefer artçı olarak tırmandığı için kendine güvenen Cem ilk ipe girdi. Sağda kalan negatifin solunda yer alan yukarı sollu devam eden sırtımsı yapıyı takiben yükselinen hat bir noktada tamamen slablaşıyor. Elleri ve ayakları kıt, tedirgin hamleler gerektiren birkaç yükseliş ile içerisinde üç sikke bulunan kovuğa vardı. Bu meşhur kovuk aşağıdan rotaya baktığınızda gördüğünüz devasa kovuk değil, onun sol üstünde daha açık sarı renkli başka bir kovuk var. Bu ana kadar her tedirgin hamle sonrası sikke var. Hamle yaparken gözükmüyor olsalar da oradalar. Kovuktan sağa bakıldığında iniş istasyonlarından biri gözüküyor. Kovuğun içinden beş metre kadar garip tutamaklarda sağa yan geçiş yapılınca kalınca bir kum saati görülür. Bu geçişte de bir sikke var. Cem burada ilk istasyonu aldı, ilk Mert’i sonra da beni yanına aldı.
Sağ ipe girili olan ben, Mert’in yan geçişlerde beni kliplemeyi unutması ve benim de hatırlatmamam neticesinde, pandül riski yüksek olan bir tırmanış yaparak istasyona vardım.
2. İp Boyu (Arda), 6a, 35m.
İstasyonda Mert kendi ipini çözüp bana verdi. Malzemeleri alıp 10.16’da tırmanışa başladım. Düz başlayan rota, birkaç sikke klipledikten sonra hafif sağa geçmeye başlıyor, buralar biraz tedirgin hamleler içerse de yeterince uzunsanız dev hamleler yaparak daha kolay geçebiliyorsunuz :d. Üzerinizdeki göbeği sağından geçtikten sonra bir sikke daha klipleyip aşağıdan gözüken net çatlak hattından solda kalanına giriyorsunuz.
Çatlak boyunca neredeyse hiç sikke yok. Ben bu etapta bir kırmızı bir sarı BD cam, orta boy nut ve bir turuncu Metolius cam attım. İstasyon babasının iniş halkası uzatmalarını görünce hiçbir malzeme atmadan ip boyunun güzelliğinin verdiği keyifle babaya kadar tırmandım. Cem’in bırakmamız için getirdiği uzun açık perlonu babaya dolayıp önce Cem’i sonra da Mert’i yanıma aldım.
3. İp Boyu (Mert), 5b, 15m.
Babaya vardıktan sonra kilit etapta ip sürtmesini engellemek adına Mert istasyonu taşıdı. Setten hafif sola yan geçip delikli kayanın üzerine çıkarak burada bulduğu iki çirkin sikkeden ve bir büyük ile bir orta boy nuttan istasyon kurdu. Askı istasyonda kalabalık etmemek adına sadece Cem’i yanına aldı. Ben aşağıda kalıp iniş babasının tüm perlonlarını, tüm karabinaları ve uzatmaları kontrol ettim. Beğenmediklerimi söküp düzgünce tekrar bağladım. Karabinaların kapıları aşağı bakacak, yatay yüklenme olmayacak şekilde geri takıp ip takılmasını engellemek için uzatmayı biraz daha uzattım ve tüm sistemi yeni taktığımız perlondan backuplayıp en eski perlonu anı olarak kestim.
4. İp Boyu (Mert), 6b, 30m.
Mert tribe girmiş şekilde malzemelerini kontrol edip 11.25’de full focus rotaya giriyor. İp boyu ilk başta hafif sol geçip daha sonra genel olarak düz devam ediyor. Her metrede malzeme atarak veya sikke klipleyerek rotayı kendine eziyet haline getirirken bulduğu iki deliğe de dümenden diz takmayı ihmal etmiyor. Oldukça akışkan şekilde zorlu pasajları geçerek istasyona ulaşıyor. Kum saatli delik öncesi kısa ama sıkı bir etap var, ipince kum saatinde hafif bir rest yapıp uzun homojen zorlukta giden etaba giriliyor.
Bu etapta neredeyse göbek bağından bile ara emniyet yapacak olan Mert oldukça kısa sürede vardığı paslı sikkeler ve küçük kum saatlerinden oluşan bir ana emniyette istasyon aldı.
Önce Cem, temiz tırmanmak adına söve söve gitti. Ardından ben böldüğümüz iki ipi aynı anda gittim.
5. İp Boyu (Arda), 3+, 15m.
Zirve babasına vardığını zannettiğim Mert’in ortada bir yerde olduğunu görünce moralim bir tık bozulsa da istasyona hiç oturmadan Cem’den birkaç malzeme alıp hemen lider devam ettim. Oldukça kolay olan bu kısım aslında birkaç ufak nut ve birkaç ekspres daha olsa tekte gidilebilirmiş. İp sürtmesinin de çok büyük bir problem olacağını zannetmiyorum.
Burada ‘Orient’ in olduğunu düşündüğümüz istasyonun bir boltunu ve attığım iyi bir nut’ı kullanarak istasyon aldım. Bu şekilde hem çirkin zirve babası yerine boltu kullanmış hem de askıda kalmak yerine zirve sırtına oturarak emniyet alabilmiş oldum.
İniş :
14.00’da herkes zirveye ulaştı. Beklediğimizden yavaş gelmiş olmanın telaşı ile hızlıca birkaç fotoğraf çekinip inişe geçtik.
Zirve sırtındaki iniş babası midemizi bulandırsa da birkaç perlonu birleştiren mağracıdan ipimizi geçirerek Cem ile simul iniş yaptık. Babadan ikinci istasyona ipin ulaşıp ulaşmayacağını bilmediğimiz için saddlebag yöntemi ile indik. İkinci istasyonun sağında kalan büyük negatiften inerken ki boşluk biraz gerse de 60 metrelik ipler rahatça sete ulaşmamıza yetti.
Güzelce düzenlediğim ikinci iniş istasyonuna oturmak biraz zor olmuş olsa da buradan da hızlıca indik. Uzaktan gördüğümüz, üzerinde mağracı olan, paslı sikkelerden kurulmuş iniş istasyonu yerine daha solda kalan, ilk istasyon aldığımız ve daha önce indiğimiz, üzerinde nalbur karabinası olan kum saatinden inme kararı aldık.
Buradan da hızlıca indikten sonra 16.00’da yere inebildik. Getirdiğimiz abartı miktarda yemekten kalanları hızlıca ağzımıza tıkıştırıp çantalarımızı hazırladık ve dönüşe geçtik.
Bu sefer dik setlerden geçmemeyi kafaya koyduk ve Parmakkaya’nın arkasından çıktıktan sonra hiç irtifa kaybetmeden sırtı yan kestik. Yumrunun üzerindeki kayalığın sol altından patikaya kadar indik. Akşampınarına varıp biraz su içtik ve dün kurduğumuz sistemin komple sökülmüş olduğunu gördük.
19.15’de yolun sonu çeşmesine vardık ve adana yemek üzere Çamardı’ya yollandık.
Görüşler
Bir aladağlar mega klasiği olan Parmakkaya’ya temiz tırmanmak hepimiz için önemli bir başarımdı. Yaklaşımın bu denli zahmetli, tırmanışın keyifli ve görece zor, kullandığımız tekniklerin ise akıllıca olmasının zaruri oluşu şimdiye dek en tatmin olduğum faaliyetlerden biri olmasına sebep oldu.
Üç kişi tırmanmanın sıkıntılarını en verimli şekilde çözmeye çalışsak da hata yaptığımız bazı yerler oldu. İkinci artçının pandül riskini hesaplayamamamız bunlardan en önemlisiydi.
Yarım ip tekniğini hepimizin oldukça düzgünce kullandığımızı düşünüyorum. Yan geçişlerin hepsini doğru kestirip doğru teknikle ip klipledik. İstasyonlardaki ve inişlerdeki ip yönetimini de iyi yaptığımızı düşünüyorum.
Yaklaşımı yaparken karanlığa kalmak büyük bir hata olsa da rotanın dibinde bivak yapmak gayet doğru bir karardı. Biraz daha erken yola çıkılabilirdi.
Rotada tahmin ettiğimizden çok daha fazla zaman geçirdik. Bu, hiç hata yapmamak ve yüzde yüz güvenli olabilmek adına uğraştığımız angarya işlerden dolayı kaybettiğimiz zamanın ne kadar ciddi olduğunun göstergesiydi.
Her şeyiyle oldukça memnun kaldığım bir faaliyet oldu. Güzel partnerlikleri için ekibime ve bu faaliyeti mümkün kıldığı için kulübüm HÜDDOSK’a teşekkür ediyorum.